 Kimin
eli kimin cebinde dizisi
|
 |
Dünya işgalini
gerçekleştirme yolunda ilerleyen ABD ve A.B güçlerinin ardında ortaçağ
"tapınak şovalyesi" ve bir "çekirdek tarikat" arayanlar emperyalist
düzeni, uluslar ötesi soyguncu kartelleri bilerek ya da bilmeyerek örtmektedirler. ABD,
özgürlük ve demokrasiye olduğu denli "din hürriyeti" adı altında tüm
gerici örgütlenmelere yataklık etmekte ve onları yönetecek kurumları büyük bir
ustalıkla işletmektedir.
Bu işin Türkiye bağlantıları için tıklayınız... |
| . |
 Kerkük iletisi
|
 |
Kerkük ve Türkiye medyası
31 Aralık 2003, Kerkük'te birleşik Irak için yürüyen Türklere ve Araplara Kürt
partilerinin binalarından ateş açılıyor. 8 Kişi ölüyor. Türk medyası, başta
Cumhuriyet olmak üzere haberi, çatışma, kimin ateş ettiği belli olmayan bir olay
olarak veriyor.
Bu haberin kaynağı kendileri mi? Orada bir muhabirleri mi var? Hayır yok! Öyleyse ne
yapmak istiyorlar? Daha düne dek anti-emperyalist geçinenler, neden Amerikan kuklası
aşiret partilerine destek veriyor?
Sorular çok!
Kerkük'te ABD güçleri aşiret partilerinin bürosunu basıyor. Sözüm ona birkaç
silah alıp çıkıyor.
Oysa aşiret elemanları Kerkük sokaklarında silahlı olarak dolaşıyor. Kamu
kurumlarına girişi denetliyor. Hastane girişlerinde Türkleri içeri almıyor.
Bizans İstanbul'undaki ABD aşığı Turkish ve Kurdish medya bu olayları gizliyor.
Gazeteciler cemiyeti ve mangalda kül bırakmayan elemanlar! Ve hatta kendilerini "en
milliyetçi" olarak tanıtanlar, şu soruyu yanıtlamalılar:
Irak'ta neden bir Türk gazeteci yok?
Arada bir TRT elemanları olayları Bağdat'ın dışından izleyip CNN ağzıyla yayın
yapıyor, hepsi o!
Hani basın ve yayın özgürlüğü?!
Türkiye'ye
karşı yürütülen Ermeni psikolojik savaşına bakan ve medya desteği için
tıklayınız... |
| . |
 TAMYERİ
|
 |
<< (..)
'Çok enteresan', değil mi? Acaba bu 'birtakım çevreler ve insanlar' kimler? Özkök
açıklamamış. Yani, 'sır' içinde 'sır saklamış!' Oysa, hepimiz biliyoruz ki, bu
ülkede 'aklı başında' hiçbir 'çevre ve kişi', Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı
değil. Ama, -olayın maalesef 'ama'sı var- tüm milli davalarımızda 'teslim olarak'
değil, bölgede 'önemli' olan, milli, bağımsız ve saygın bir devlet olarak. Kemal
Yavuz, Akşam, 4-1-2003>>
Tanyeri: A.B diyor ki, uyum paketleri! Egemenlik A.P'na devir
olacak!Serbest dolaşım ve Türkiye'de serbest yerleşim. Tıpkı A.B ülkelerinde
olacağı gibi! Her türlü etnik özerklik de olacak! Şimdi, bağımsızlık bunun
neresinde ki, korunarak A.B'nin parçası olunacak?! Nasıl olur da, bağımsızlık
korunarak A.B'ye girilir? Kerkük'ü, Kıbrıs'ı bir yana bırakın anayurdun
topraklarını gelene gidene açtıktan sonra hangi devlet ve hangi toprak üstünde
egemenlik? |
| . |
 Güldal Mumcu'dan Özkök'e yanıt |
 |
Cumhuriyet
04.01.2004
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök
'ün dünkü köşesinde yer alan '' Abdi İpekçi ve Uğur Mumcu 'nun gazetecilik
anlayışlarının demode olduğuna ve müzeye kaldırılması'' gerektiğine ilişkin
yazısına Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Başkanı Güldal Mumcu 'dan
yanıt geldi.
Mumcu'nun Ertuğrul Özkök'ün yazısına karşı yaptığı dünkü basın açıklaması
şöyle:
''Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, dünkü Yeni Gazetecilik
Modelleri' başlıklı köşe yazısında, terörist saldırılar sonucu aramızdan
alınan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi ile Cumhuriyet Gazetesi
yazarı Mumcu'nun gazetecilik anlayışlarını sözde sorgulamaya kalkışmaktadır.
İpekçi ve Mumcu'nun 'gazetecilik modelleri' nin müzeye kaldırılmasını öneren
Özkök'ün yıllardır savunduğu ve uygulamaya çabaladığı 'siyaset-ticaret-medya'
üçgeni olarak tanımlayabileceğimiz piyasa işi gazetecilik modelinin, Türkiye'deki
basın-yayın alanını hangi noktaya getirdiği bellidir. Bu anlayış, gazeteciliğin
toplumda en az güven duyulan meslekler arasına girmesine de neden olmuştur. Mumcu'nun
gazetecilik modeli, çağdaş uygarlıktan yanadır, bireysel özgürlükler ile toplumsal
sorumlulukları ve ulusal çıkarları bir arada değerlendirir. Gazeteciliği bağımsız
olma, nesnellik, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmama, araştırmacılık, gerçekleri
halktan saklamama, kamuoyunun aynası olma gibi yadsınmaz evrensel değerleri içinde
barındırır. Mumcu'nun bu gazetecilik anlayışıyla yıllar önce yaptığı
araştırmalar, yazdığı yazılar ve kitaplar günümüzde yaşadığımız sıcak
olaylara da halen ışık tutmaktadır. Ertuğrul Özkök, nefret duyguları üzerine
inşa edilen mesleki şöhretin dünyanın en ahlaksız ticareti olduğunun öğretilmesi
gerektiğini yazmaktadır. Bu eğitimin gazetecilik dünyamızın en üst isimlerinden
başlayarak hemen verilmesini öneriyoruz. Vakfımız, Mumcu'nun gazetecilik
anlayışını model alan araştırmacı gazeteci gençler yetiştirmede kararlıdır.'' |
| . |
 Beklenen karar çıktı
! |
 |
Yunan meclisi işgalci ordusunun ve ona
yardımcı olan yerli Rum çetelerinin Bandırma'da denize döküldüğü 14 Eylül'ü
"Yunan soykırım" günü olarak ilan etti!
"Rum meclisi bir ay kadar önce oybirliğiyle bir yasa çıkarttı. 14 Eylül'ü,
yani Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarıldığı günü, "Yunan soykırımı"
olarak ilan etti.. Dışişleri Bakanlığı'nın da, AB miyobu Türk medyasının da sesi
soluğu çıkmıyor. Oysa beş yıl kadar önce Yunan meclisinde de benzeri bir yasa
oylanmıştı. Ancak, o günkü Türk hükümetinin kararlı tutumu, Yunanistan'ı geri
adım atmaya zorlamıştı. Uluç Gürkan"
Tanyeri: Yunan meclisi 9 Eylül'ü
Türklerin Küçük Asya'yı işgal ve matem günü olarak her yıl anmaktadır.Onlar bu
işleri yaparken T.C'nin İpekçizade İsmail'i Yunan dışişleri bakanıyla sirtaki
partisindeydi. Daha önce de Mesut Yılmaz Yunan'a "A.B'de bizim avukatımız
olun!" demişti. Şimdikiler ise Kıbrıs'ı ödül olarak veriyor! Emperyalizmin
maşası Yunan yönetiminin önünde eğilenler sanıyorlar mı ki, bu günler unutulur?!Ek yazı:
Anadolu'yu tartışmak ... tıklayınız |
| . |
 Ahiret
soruları |
 |
1- A.B, Ortadoğu'nun işgaline karşı
duruyor mu?
2- A.B , Kafkasya'nın ABD-İngiliz işgaline yardım etmiyor mu?
3- A.B, İsrail yayılmacılığına ve Filistin'deki soykırıma gerçekten
karşı duruyor mu?
4- A.B, Balkanlardaki ve Türkiye'deki toprakları,sanayiyi ele
geçirmiyor mu?
5- A.B, Balkan ülkelerinin parçalanmasına destek olmuyor mu?
6- A.B, Doğu Akdeniz'e ABD ile birlikte egemen olmak için her
türlü kirli oyunu oynamıyor mu?
7- A.B'nin bu siyasetinin ardında Batı Avrupa şirketleri, Londra ve
Mafya bankerleri yok mu?
8- A.B, Yunanistan üzerinden Ege ve Kıbrıs kışkırtmalarından geri
kalıyor mu? ve
9- Öyleyse, A.B'nin demokrasi, barış istediğine nasıl ama nasıl
inanıyorsun?!!
Inanmıyor musun? Öyleyse dinle:
Roman Prodi (A.P başkanı, Soros'un Polonya operasyonundaki maşası) geçen günlerde
Bush ile yemek yerken büyük A.B devletinden söz edince Bush, "Yani Roma
imparatorluğu kuruyorsunuz!" dedi.
Ve son soru:
10- Kafan Bush'unki kadar çalışmıyor mu?
www.tanyeri.net |
| . |
KÜRDİSTAN BÖLGE DEVLETİ ANAYASASI |
 |
Giriş
Anavatanları Kürdistan'da binlerce yıl yaşamış eski bir halk olan Kürtler, tıpkı
dünyanın diğer ulusları ve halkları gibi, self-determinasyon hakkını kullanabilecek
niteliklere sahip bir ulustur. Self-determinasyon hakkı, Birinci Dünya Savaşı sonunda
çıkarılan ve ilkeleri uluslararası hukukun temeli haline gelen Woodrow Wilson'ın On
Dört Maddelik prensiplerinde kabul edilen bir haktır.
1920 yılında imzalanan Sevr Anlaşması'nın 62-64 nolu maddeleri Kürtlere
self-determinasyon hakkını tanımasına rağmen, uluslararası çıkarlar ve siyasal
dengeler Kürtlerin bu hakkı elde edip uygulamaya geçirmelerini engellemiştir. Sevr
Anlaşması'na konulan maddelerin tersine, Güney Kürdistan 1925 yılında, kendi
halkının iradesi dikkate alınmadan, dört yıl önce, yani 1921 yılında kurulmuş
olan Irak devletine müsadere edilmiştir. Sevr Anlaşması, Kürtlerin kendi
topraklarındaki yönetim için Kürt kökenli memurların atanmasını ve eğitim, hukuk
ve sağlanan tüm hizmetlerin dilinin Kürtçe olmasını şart koşmuştur. O tarihten bu
yana Kürdistan'ın bu kısmı Irak Kürdistan'ı olarak bilinegelmiştir. 25 Aralık 1992
tarihinde, İngiliz ve Irak hükümetleri Kürtlerin kendi yönetimlerini kurma hakkını
tanıyan bir açıklama yayınlamışlar ve Kürt temsilcilerinden, hükümet biçimini,
coğrafi sınırları ve Irak ile siyasal, ekonomik ilişkilerin biçimini belirlemeleri
istenmiştir." |
|