karakedi.gif (3564 bytes)DERİN HABERLER

 

Afganistan'da uyuşturucu üretimi artıyor!

2003 yılında 3200 ton; 2004 yılında 4200 ton. Bu son üretim Taliban devrindeki üretime (4900 t) yakındır. Telaşlanan ABD 2005 yılında fazladan 780 milyon dolar yardım yapmaya karar verdi.

Tanyeri: Yıl 1974-  Yunanistan destekli ve Avrupa ABD gözyummalı EOKA teröristleri Kıbrıs'taki Türkleri yok etmek için saldırıyor. Faşist Rumlar darbeyle iktidarı ele geçiriyor. Uygar Avrupa ve ABD'den ses yok! T.C devleti İngiltere-Yunanistan ile yapılmış olan anlaşma gereği adaya asker çıkarıyor ve can güvenliğini sağlıyor.  ABD'li senatör John Brademas (1990lı yıllarda project democracy kasası NED'in başkanı) başı çekiyor ve Türkiye'ye ambargo uygulama kararı alınıyor. ABD yönetimi T.C'ne bastırıyor ve Türkiye'de afyon üretimi yasaklanıyor. Afyon ilinin iktisadı çöküyor. İlaç hammaddesi olan afyondan elde edilen dış gelir sıfırlanıyor. Afyon üreten köylülerin haşhaş yağı olanağı elden gidiyor.

ABD'nin isteğini yerine getiren hükümette kimler var?!Orasını sormayın! Eski yaraları kaşımanın sırası değil!..Ancak biline ki, yıl 2002'de TUSİAD namlı iş adamları derneği ABD'ye gidiyor ve Brademas'a bir rapor sunarak "T.C Anayasasının değiştirilmesini, MGK'nın kaldırılmasını istiyor!.." Brademas TESEV konuğu olarak Türkiye'ye geliyor ve Rum tezlerini savunma olanağı elde ediyor!

Şimdi!.. Uyuşturucu üretimini yükselten ABD yönetimine ne yapılsa yeridir?! Hay Allah! Bu isteği geri alıyoruz... Çünkü oralarda bir eski CHP Genel Başkanı valilik yapmaktadır...

 

 

İTALYA’DAN BÖLÜCÜ BAŞI APO’YA ‘BARIŞ’ ÖDÜLÜ !


İtalya’nın güneyindeki Cosenza Belediyesi’nin bugün düzenlenecek bir törenle, teröristbaşı Abdullah Öcalan’a 'Barış Ödülü' vereceği öğrenildi. Ödülü teslim almak üzere, Öcalan’ın avukatlarından Aysel Tuğluk’un Cosenza’ya davet edildiği bildirildi.



Ödülün, Cosenza’nın kadın belediye başkanı Eva Cati-Zone’nin sunacağı kaydedildi

Cosenza Belediye Meclisi’nde yaklaşık 5 ay önce yapılan oylamada, meclis üyelerinden Elena Hoo’nun önergesi doğrultusunda Öcalan’a ödül verilmesinin kararlaştırılması, merkez sağ partilerin tepkisine neden olmuştu. Merkez sağ partileri bünyesinde barındıran özgürlük evi ittifakına mensup Cosenza Belediye meclisi üyeleri, Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Necati Utkan’a bir mektup yazarak, gelişmeden utanç duyduklarını dile getirmişlerdi.

 

04.04.2004




 

Irak'ta nukleer silah aramış olan IAEA (International Atomic Energy Agency) Genel Yöneticisi Baradai (Baradey) arka arkaya raporlar açıklıyor!
Önce İran'ın nükleer bilgileri sakladığını açıkladılar.
Şimdi de sıra Libya'ya geldi. Baradai Libya'nın plutonium üretme yeteneğine sahip olduğunu açıkladı!
Eşkıya çalacağı kapılara geceden birer işaret koyar ya işte o hesap...
"İsrail, ABD ve A.B devletlerinden batı kalanların yetenekleri ne olacak?" diye soran yok.
Türkiye'nin bırakın plutonium üretmesini, elektrik üretecek bir santral yapamasına bile izin vermeyenler, bir kez daha düşünse yeridir!
Ermenistan'da 700 MW gücünde ikinci santral bitti bitecek.
Silike'ye karşı kampanya yürütenler neden susuyor?
İsrail'de reaktör gece gündüz çalışıyor mu???

 

Uyuşturucu şebekesine darbe

1 ton eroin ele geçirildi

İstanbul Haber Servisi - İstanbul polisi son yılların en büyük uyuşturucu operasyonlarından birini gerçekleştirerek yaklaşık 1 ton eroin ele geçirdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda 7 kişi gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, Hadım-köy'de bir depoya baskın düzenleyen polis ekipleri, deponun zemininde hazırlanan yerlere saklan- mış piyasa değeri yaklaşık 40 trilyon olan 1 ton eroin ele geçirdi.

Yetkililer, uyuşturucunun İran'dan elde edilerek Yüksekova'ya, oradan da İstanbul'a getirildiğini ve yurtdışına sevk edilmeye çalışıldığını bildirdi. Operasyonda 7 kişi gözaltına alınırken zanlıların Yüksekovalı bir uyuşturucu şebekesinin üyeleri olduğu ileri sürüldü.

 

cuval.jpg (20636 bytes)Iskenderun'a çikamadilar ama Çukurova'nin kalbine girdiler!
tezkere-mezkere derken hoşgeldin Yankee!

Incirlik üssünün Ortadogu'yu işgal eden ABD tarafindan lojistik (askeri malzeme-silah-füze-roket v.s) merkez olarak kullanilmasina izin verdiler!
Böylece eşkiyaya göz yummakla kalmadilar, T.C topraklarini işgalin üssü yaptilar!
Bagimsizlik ve egemenlik geveleyenler sustular!
Cumhuriyetin kurucusu parti sustu!
En milliyetçi partinin başkani konuşmak için bula bula Amerika'daki lobici konusunu buldu. Ama Incirlik işine ses yok!
Gerisi mi?
Onlar laikligin içinin boşaltilmasinda!
Vatan topraklari işgalci eşkiyaya peşkeş çekilirken laiklik olsa ne olur, olmasa ne olur!
Incirlik Üssü ile ilgili anlaºma için Bknz: (e) Hakim Albay M. Emin Deger, Incirlik Bir Cehennem Ocagi,

www.tanyeri.net

 

11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırıda eşini yitiren kadın George Walker Bush Jr.'u dava etti. Davacı G.W.Bush Jr.'un saldırıyı önceden bilmesine karşın uyarıda bulunmadığını ve binlerce insanın ölümüne yol açtığını ileri sürdü.
Bush'un saldırıdan kısa süre sonra Ladin ailesinin bireylerinin ABD'den ayrılmalarına izin verdiği; bir eski FBI ajanının saldırıdan aylar önce Mart 2001!de yeminli ifadesi bulunduğu da dosyada savcılığa sunulmuştur.
Bu arada İsrail'i destekleyen örgütlerin saldırıyı önceden bildiği ve fakat ihbar etmedikleri, yalnızca aynı dinden olanları uyardıkları da ileri sürülüyor.

 

 

demiroz.jpg (21777 bytes)Cumhuriyet 24.11.2003
Ankara 12. İdare Mahkemesi, RTÜK'ün genel müdür adaylarının seçimi işlemini iptal etti

TRT genel müdür adayı Demiröz'ün de Erdoğan gibi Taliban lideri Hikmetyar'la fotoğrafları ortaya çıktı.
ANKARA - Ankara 12. İdare Mahkemesi, RTÜK'ün TRT Genel Müdür adaylarını seçim işlemini iptal etti. Mahkeme kararının ardından gözler Çankaya Köşkü'ne çevrilirken Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 'in TRT atama kararnamesini yeniden iade yoluna gidebileceği belirtildi. Bu durumda TRT'ye Şenol Demiröz 'ün atanmasına ilişkin kararname, 3. kez geri gönderilmiş olacak.

hikmetyar.jpg (13846 bytes)TRT'de aylardır çözülemeyen genel müdür sorunu, RTÜK'ün hukuka aykırı işlemleri nedeniyle yine ''arapsaçına'' dönüştü. RTÜK'te son yapılan genel müdür adaylarını belirleme işleminde, yasa değil yönetmeliğin esas alınarak 5 oy alan TRT Haber Daire Başkanı Aydoğan Kılınç 'ın adaylığının kabul edilmemesi nedeniyle başlayan yargı süreci sonuçlandı. Kılınç'ın dava açtığı Ankara 12. İdare Mahkemesi, RTÜK'ün aday belirleme işlemini iptal etti.

Mahkeme daha önce de yürütmeyi durdurma kararı vermiş, ancak RTÜK'ün itiraz ettiği Bölge İdare Mahkemesi, bu kararı kaldırmıştı. RTÜK'ün, mahkemenin iptal kararına da itiraz etmesi bekleniyor. Ankara 12. İdare Mahkemesi'nin iptal kararının ardından gözler köşke çevrilirken, Cumhurbaşkanı Sezer'in Şenol Demiröz'ün TRT Genel Müdürlüğü'ne atanmasına ilişkin kararnameyi yeniden iade yoluna gidebileceği vurgulandı. Bu durumda kararname 3. kez iade edilmiş olacak.

Hikmetyar ile fotoğraf
Öte yandan AKP iktidarının TRT'ye atanması konusunda ısrar ettiği Şenol Demiröz'ün 1980'li yıllarda gittiği Afganistan gezisi sırasında Taliban lideri Gülbeddin Hikmetyar ile bir İslamcı dergi için söyleşi yaptığı ortaya çıktı. Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan 'ın dünkü köşesinde Demiröz'ün ''çember sakallı, takkeli'' fotoğrafı yayımlandı. Daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın da yine Hikmetyar'la birlikte olduğu fotoğraf basında yer almıştı.

Demiröz, 1980'li yıllarda Faysal Finans adlı İslamcı kuruluşun TRT için hazırladığı ''Atatürksüz Çanakkale Belgeseli'' skandalına da imza atmıştı. Erdoğan'ın İstanbul Belediyesi'nden çalışma arkadaşı olan Demiröz'ün, ''zimmet, kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtekârlık ve suç işlemek için örgüt oluşturmak'' iddiasıyla yargılanması da sürüyor.

TRT'de eski genel müdür Yücel Yener 'in mart ayında istifasının ardından başlatılan yeni genel müdür atanması işlemi yaklaşık 8 aydır sürüyor. RTÜK'ün yaptığı ilk seçimin ardından Başbakanlık, adaylar arasındanDemiröz'ün atama kararnamesini Köşk'e göndermişti. Ancak Sezer, RTÜK'ün yasasında daha önce yapılan değişiklik nedeniyle genel müdür adaylarını belirleme yetkisi olmadığı için kararnameyi iade etmişti. Bunun ardından hükümet yasa değişikliği yaparak Demiröz'ün kararnamesini yine Sezer'e gönderdi. Ancak bu sırada TRT Haber Dairesi Başkanı Kılınç'ın açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verilmesi üzerine Cumhurbaşkanı, kararnameyi iade etti.

RTÜK, itiraz ettiği yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasının ardından üçüncü kez Demiröz'ün kararnamesi Köşk'e iletildi. Bahar Tanrısever


 

 

 

Edinilen bilgilere göre, merkezi Wiesbaden'de bulunan Bundeskriminalamt'tan (BKA) üst düzey yetkililer, eylül ayı başında İçişleri Bakanlığı ve Emniyet yetkilileriyle bir araya geldiler. BKA temsilcileri bu görüşmelerde PKK/KADEK, DHKP-C gibi örgütlerin yanı sıra İBDA-C ve Hizbullah konularında da işbirliği olanaklarını görüşmek istediler. Ancak Türk tarafından beklemedikleri bir yanıt aldılar.

İçişleri ve Emniyet yetkilileri, gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda her iki örgütün de çökertildiğini, liderlerinin cezaevinde olduğunu ve parasal kaynaklarının kurutulduğunu belirterek ''Artık bu iki örgütün varlığından bile söz etmek mümkün değil. Aktif değiller. Operasyonel olanakları da yok. Bu konuyu konuşmaya gerek yok'' yanıtını verdiler.

Alman yetkililer, hükümet yetkililerinin İstanbul'daki bombalı saldırılar sonrasında Avrupa'yı suçlaması ve terorizmle mücadelede işbirliği çağrılarını eleştirirken, yalnızca 2 ay önce Türk tarafının İBDA-C ve Hizbullah'ın artık tehdit oluşturmadığını söylediklerini anımsatıyorlar. Üst düzey bir yetkili, bu toplantılarda Türk tarafından İBDA-C ve Hizbullah'a karşı herhangi bir talep de gelmediğini belirtirken bugün AB'ye yöneltilen eleştirilerin samimi olmadığını kaydediyorlar. Diplomatik gözlemciler, İslamcı geleneklerden gelen AKP'nin bugüne kadar dinci teröre karşı kararlı bir duruş geliştiremediğini, bunun köktendinci terör örgütleriyle mücadelede zaafiyet yarattığını dile getiriyorlar." Cumhuriyet 24-11-2003

 

Venezuela'da ABD elçisi Seçim Kuruluna baskı yapıyor

Venezuela'da ABD hazinesinden beslenen NED kuruluşunun aktardığı milyonlarca dolar ile örgütlenen "Sivil toplum" örgütlerinin ve darbeci albayların tüm girişimlerine ve "sivil toplum" örgütü denilen iş adamlarının da kışkırtmasıyla gerçekleştirilen petrol işçileri grevine karşın devrilmeyen seçilmiş hükümeti bir seçim oyunuyla yıkmaya çalışan ABD, seçim kurulunu ziyaret ederek baskı yapmaktadır. Venezuela devlet başkanı Chavez, "ABD elçisinin bizim seçim kurulunda ne işi var. Parlamenterlerimiz bile o kurula gitmez onun ne işi var? Burası bağımsız egemen bir ülkedir. Elçi! Sen bu ülkeye saygı göstermek zorundasın! Senin devletin bu ülkeye saygı göstermek zorundadır!" açıklamasında bulundu. 8-9-2003


 

tayip.jpg (31588 bytes)HABER YORUM

RTE, bakanlarını Erzurum Kongresi yıldönümünde kongre salonunda; Sivas Kongresi yıldönümünde yine kongre salonunda toplayıp duruyor. Büyük düğünden sonra da, İtalyan başbakanı Berlusconi ve düğüne çağrılıları Dolmabahçe'de yemekte buluşturup, telekom işlerini görüştüler.
Kongre salonları bağımsızlık savaşı kararlarının açıklandığı yerlerdi. Dolmabahçe ise, bağımsızlığı pekiştiren Cumhuriyet devrimlerinin toplantılarına konukluk etmişti.
Özalizm döneminde Dolmabahçe ise Yeni Osmanlı usulü balolara, şimdi de Avrupalılara bağlanma toplantılarına konukluk ediyor.
Atatürk'ü dilinden düşürmeyen asker ve asker olmayan Atatürkçüler(!) susuyor!
Onlar susuyorsa, her 10 Kasım'da Dolmabahçe'de, Atatürk'ü anmanın bir gereği var mı?
Onlar susuyorlarsa, Erzurum ve Sivas kongre salonlarını birer anı olarak korumanın anlamı var mı?
Söylemesi ayıp ama, yakın geçmişte Sivas'ta, "Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak" diye bağıranlar haklı mı çıkıyorlar?

 

saddamrumsfeld.jpg (14785 bytes)
Saddam Huseyn ile el sıkışan kim ola?
Fotoğraf 20 Aralık 1983'de çekilmiş.
O zamanlar, ABD istihbaratçıları Irak'ın İran'a karşı kimyasal silah kullandığını bildiriyorlardı.
Irak devlet başkanını tanıdınız! Ama, ötekini daha da iyi tanıyor olmalısınız. USA Savunma (saldırı) Bakanı D. Rumsfeld'i elbette tanıyorsunuz.
Ne demiş yüce devlet hayranı büyüklerimiz? "Dün dündür, bugün bugündür!" Ne ki, halkımız "Söyleyene değil, söyletene bak" demiş.

 


Aşağıdaki haberleri okurken "Bir öykümüz"ü tıklatmakta yarar var

Pakistan'da 1 tondan fazla eroin ele geçirildi
Pakistan'ın güneybatısında, Afganistan'dan getirilen piyasa değeri 1.9 milyon dolar, bir ton 64 kilogram eroin ele geçirildi. 30-07-03

Pakistan yeniden Taliban'a yakınlaşmakla suçlanıyor
11 Eylül saldırılarından sonra eski müttefiki Taliban'ı terk ettiği için, başta ABD olmak üzere batının takdirini kazanan Pakistan, şimdi yeniden Taliban'a yakınlaşmakla suçlanıyor.

ABD ve yeni Afganistan hükümeti, Pervez Müşerref hükümetini, Taliban'ın kalıntılarının Pakistan'da yeniden toparlanıp Afganistan'da gerilla saldırıları düzenlemelerini engellemek için yeterince çaba göstermemekle suçluyor. Pakistan ise iddiaları sürekli reddediyor.
El Kaide lideri Usame bin Ladin'in de muhtemelen bu bölgede saklandığı ileri sürülüyor. Pakistan'ın eski İstihbarat Servisi Şefi emekli general Hamid Gül ise "Sınırı kapatmak imkansız ve Pakistan başarısız olduğunda bütün suçlar bize yüklenecek" diyor. Gül, Pakistan'ın ABD'nin "kirli işlerini" yapmakla kalmadığını, Afganistan hükümetinin kendi ülkesini kontrol etmede başarısızlığının suçunun da Pakistan'a yüklendiğini öne sürüyor

 

'Sayın' Hikmetyar'ın marifetleri

R.Tayyip Erdoğan , eteğinde diz çöktüğü uluslararası terörist Gülbeddin Hikmetyar'a 'Sayın' diye hitap etti, 'Taliban'la ilişkisinin olmadığını' öne sürdü.

Tanyeri:
Başbakan, Hikmetyar'da "sayin" diyecek denli saygi duyulacak ne hikmet bulmuş onu açıklar mı?

 

toplanti.jpg (17529 bytes)Benim hortumcum IYIDIR
Yolsuzluklarla mücadele ettiğini iddia eden AKP, iktidara yakın olanların adının geçtiği vurgun dosyalarına farklı yaklaşıyor. Tuncay Özilhan da bu farklı yaklaşımdan faydalananlar arasında

Yolsuzluklarla mücadele ettiğini iddia eden AKP iktidarının, kendisine yakın hortumculara dokunmadığı hatta onları yasaların elinden kurtarmak için hazırlıklar yaptığı ortaya çıktı.
Adları bazı yolsuzluk iddialarına karışan büyük sermaye grupları ile AKP arasındaki yakınlaşma dikkat çekiyor. Hükümet’in en büyük destekçisi gibi gözüken bazı sermaye grupları hakkındaki yolsuzluk ve hortumculuk iddialarının üzerinin örtülmeye çalışıldığı iddia ediliyor.

YARGILANMAKTAN KURTULACAK


Hükümetin ‘Kambiyo Affı’ hazırlığının Hükümet’in icraatlarına karşı sessiz kalan patronlar kulübü TÜSİAD’ın Başkanı Tuncay Özilhan’ı da kurtaracağı ortaya çıktı. Tuncay Özilhan hem TÜSİAD’ın başkanı, hem de Efes biralarının ve ABD sermayeli Coca Cola’nın Türkiye üreticisi Anadolu Endüstri Holding’in patronu. Bilindiği gibi ‘Örümcek Ağı Operasyonu’nda adı geçenlerden birisi de Tuncay Özilhan’dı. Örümcek iddiaları arasında Özilhan’ın şirketleri ihracat taahhüdüyle ucuz kredi almış ama ihracat yapmamıştı. Yani taahhüdünü yerine getirmemişti. Daha doğrusu taahhüdünü Orhan Aslıtürk’ün hayali şirketlerinden naylon fatura alarak kapatmaya çalışmıştı. Örümcek Ağı operasyonu bir takım siyasi girişimlerle yarım bıraktırıldı. AKP Hükümeti, ‘Kambiyo Affı’na hazırlanıyor. Bu af çıkarsa TÜSİAD Başkanı Özilhan, Örümcek Ağı’ndan hiçbir zahmete girmeden yasaların elinden yakasını kurtarmış olacak.
Kambiyo Affı’nı sağlamak üzere Vergi Konseyi kuruldu. Bu Konsey’in başkanlığına da Mustafa Uysal getirildi. Mustafa Uysal Anadolu Endüstri Holding’in Mali İşler Koordinatörü. Yani Özilhan’ı da kurtaracak olan af hazırlıkları, Özilhan’ın maaşlı elamanının başkanlığında yürütülecek. Özilhan’ın Hükümete karşı bu kadar sessiz kalmasının arkasında işte bu gerçeğin yattığı iddia ediliyor.

ABD’DE LOBİ YAPIYOR

Özilhan, Örümcek’ten kurtarılacak olmasının karşılığını, ABD’de yaptığı görüşmelerle de vermeye çalışıyor. Tezkere tartıyşmaları sonrası bozulan ABD Türkiye ilişkilerini düzeltmek için kolları sıvayan Tuncay Özilhan ve ekibi ABD’de yahudi lobisi ve Türkiye’de temsilciliklerini yaptıkları sermaye gruplarıyla temasa geçtiler. TÜSİAD’ın bu girişiminin ardından Başbakan Erdoğan’ın danışmanları, ardından da Büyükelçi Uğur Ziyal ABD’ye giderek bozulan ilişkileri tamir etmeye çalışıyorlar.

SABANCI İLE İŞBİRLİĞİ


Hükümet’le Sabancı Grubu arasındaki yakınlaşma da dikkatlerden kaçmıyor. Hükümetin her yaptığına Sabancı Grubu’ndan tam destek geliyor. Oysa Sabancı Grubu hakkında çok ciddi vurgun iddiaları bulunuyor. 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerinin tetikleyicisinin Sabancı Grubu’na ait olan özel bir bankanın olduğu iddia ediliyor. Sabancı Grubu hakkındaki bir başka iddia ise Uzanlar’ın ÇEAŞ ve KEPEZ elektriğine el konulmasında Hükümete baskı yapmak. Şirketlerine el konulmasında Sabancı Grubu’nun girişimleri olduğunu iddia eden ÇEAŞ Genel Müdürü Zafer Savrun "Sakıp Sabancı 1995 yılında da yine siyasi iktidarla işbirliğine girmişti. O zaman da böyle bir işgal operasyonu istedi’ diye konuşuyor.

RAPOR CUMHURBAŞKANI’NDA


2000 yılı kasım ayında patlak veren ülke tarihimizin en ağır krizine dönüşüp devlete 50 milyar dolara mal olan gelişmelerin organize bir spekülasyondan kaynaklandığı ortaya çıktı. Kasım krizinin bazı kamu bankaları ile Sabancı Grubu’na ait özel bir bankanın işbirliği sonucu meydana geldiği Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılan bir incelemede belirlendi. İnceleme raporu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e teslim edildi. Raporun bir kopyası da TBMM’de bulunuyor.
İncelemede en büyük devlet tahvili alıcısı olan Demirbank’ın da bu işbirliği sonucu bilinçli şekilde batırıldığı ve Fon’a devredilmesine neden olunduğu anlaşıldı.

 

"Yunanistan’ın İstanbul Başkonsolosu, Atatürk Kültür Merkezi’nde bir resim sergisi düzenledi. Serginin afişinde İstanbul’a Konstantinopolis denildi. Afiş, Türkiye’yi yönetenlerce görmezden gelindi." Gazetelerden

Fener Rum Patriği yıllardır II.Roma -Constantinople-Ekumenik Patrik (Evrensel Patrik) diye yayın yapıyor! Yapıyor da ne oluyor? 9 Eylül'ü, 30 Ağustos'u düşük düzeyde kutlama kararı alanlar, Giresun'da Yarbay Osman'ın mezar taşından yazıları kazıyanlar, Antep'de Karayılan'ın mezarının çevresini çöplüğe dönüştürenler, gençliği Avrupalı kimliğe kavuşturmak için "Birtish Council" ile işbirliği yapanlar, 800 yıllık camilerini yıkarken, AB den milyonlarca euro karşılığında cemaatsiz kilise kalıntılarını yeniden ayağa kaldıranlar...  Sonu için bakınız Kürdistan Bölge Devleti Anayasası!

 

Kimdir onlar?!

Bütün okul öğretmenlerine birer 'form' dağıtılmış. Yakında öğretmenler kurslardan geçirilecekmiş. Konu, çocukların, öğrenci gençliğin 'Avrupalı Kimliği'ne kavuşturulmasıymış. "Socrates programı" denen bu program için A.B'nin bir milyar euro ayırdığı belirtiliyor.
Bir yandan tüm etnisitelere "kendi siyasal statüsünü belirleme" hakkı yasalaştırılıyor. Yani ayrı durma, ayrılığı derinleştirme olanakları derinleştiriliyor; etnik kimlikleri öne çıkartılıyor!
Öyleyse Avrupalı kimlikleştirilecek olanlar kimlerdir? Kışkırtılan etnisiteler dışındakiler mi?
Kimdir onlar, kimdir?
Ulusal eğitimin özünü boşaltan bu "proje"nin altına kim imza koyuyor?
Kim onaylıyor?
İmzalarken ve onaylarken hangi kimliği ile davranıyor?
Bu işleri kotarırken, sırıtarak poz verenler, Atatürk'ün fotoğraflarını arkanıza almaya özen gösteriyorlar!
Neden?!

 

NY Times, 03-06-2003
G-8 önderleri, uluslaararası güvenliğe yönelen en büyük tehdidin nükleer silahlanma olduğunu belirtip, Kuzey Irak ve İran'da nükleer programın hemen durdurulmasını istediler.

Tanyeri: Havaları ısıtıyorlar! G-8'ler saldırı ittifakı kurmaya çalışıyorlar. İsrail, Avrupa ve ABD'deki kitle kırım silahları ne olacak? Merak edilecek bir konu yok! O silahlar ancak 3. ülkelere zarar verebilir! Hem onların RTE'si var... Irak işgali öncesinde İngilizce dua etmişti. Yine dua edip korur onları...

 

 

İsrail birinden kurtuldu

İsrail Askeri istihbarat Başkanı General Aharon Ze'evi-Farkash, "İsrail Kanal 10" televizyonuna yaptığı açıklamada Saddam yönetiminin devrilmesiyle İsrail'e yönelik en stratejik tehdidin ortadan kalktığını ve Suriye ve Lübnan'ın önemli bir tehdit olduğuna değindi. 

27 Nisan 2003, AlCezire


Amerikan gizli haber alma örgütlerinden CIA'in, bütün dünyada endişelere neden olan "akut solunum yolu sendromu"nu (SARS) 3 yıl önceden tahmin ettiği anlaşıldı.
Şiddet derecesi okuyana göre değişen haber:   

 İtalyan La Repubblica gazetesi, CIA'in, 2000'de küresel bir salgın öngördüğünü yazdı. Boston Globe gazetesini kaynak gösteren La Repubblica, CIA'in 2000 yılında hazırladığı raporunda dünyanın AIDS gibi daha önce görülmemiş bir mikrobun etkisi altına gireceğinin belirtildiğini kaydetti.
Habere göre CIA, sadece salgın hastalığı tahmin etmekle kalmadı, bunun "solunum yollarını etkileyen bulaşıcı bir hastalık" olacağını ve hastalığın başgöstereceği ülkenin "ekonomik kaygılar ve prestij kaybetmemek için hastalığı gizleyeceğini ve önemsemeyeceğini" de raporuna ekledi.
SARS virüsü ve Çin'in alacağı tutumu hata payı olmaksızın 3 yıl öncesinden öngören CIA raporu, SARS'ın laboratuvar yapımı bir virüs olduğu ihtimalini güçlendiriyor www.internethaber.com Özgün haber metni için bkz. http://nl.newsbank.com/nl-search/we/Archives?p_action=print

 

Kuklacıyla stratejik ortaklık

"(..) Bir önemli tespit şöyle: “AKP ve TSK, benzer güçler tarafından yıpratıcı bir psikolojik arenanın tam ortasına yerleştirilmişlerdir.
Birbirine karşı şartlandırılmış bu iki odak kendi iç çelişkilerini görmezden gelip, diğerine karşı dış güçleri dengeleyici unsur olarak kullanmaktadır.
Bu iki odağı psikolojik arenanın ortasına çeken güçlerin amacı ise iki tarafı da yıpratarak kendi manevra alanlarını maksimize etmektir.”
Devam ediyorlar: “Ayrılıkçı Kürt gruplarla çatışma ortamında ve Kuzey Irak’ta Kürdistan kurulmasını ‘casus belli’ ilan etmişken;
bölgedeki politikalarını Kürtler üzerine kuran emperyal güçlerle ‘stratejik işbirliği’ yapan devlet, gölgeyle savaşırken, kuklacısıyla işbirliği yapar bir konumdadır.
Türkiye’nin Kuzey Irak’ta gözlerinin önünde ve kendi sağladığı imkanlarla çöken resmi politikası, Kürtler’in bir makro-küresel planda bir gölge objesi olduğunun farkına varmadan ve onları esas tehdit olarak gören miyopluğun sonucudur.(..)" Arslan Bulut, Yeniçağ, 1 Mayıs 2003. http://www.yenicaggazetesi.net/detay.asp?haberno=3239

 

Barzani T.C Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e müteşekkir:

Barzani hafta başında yolladığı mektubunda, Türkiye'nin genel anlamda Irak'a ilişkin tutumundan memnuniyet duyduklarını ve bu çerçevede Irak'ın geleceğine ilişkin daha yakın işbirliği istediklerini kaydetti.
Cumhuriyet 1 Mayıs 2003

 

Pakistan'da 1 tondan fazla eroin ele geçirildi
Pakistan'da, piyasa değeri 500 milyon dolar olan 1350 kilogram eroin ele geçirildiği bildirildi.
Eroinin, Afganistan sınırındaki Belücistan eyaletinin Çagay bölgesinde uyuşturucu kaçakçılarıyla girilen ve yaklaşık 4 saat süren çatışma sonunda ele geçirildiği belirtildi. Ülkede bugüne kadar ele geçirilen en büyük miktar olduğu bildirildi.

TANYERİ: "Afganistan ABD'nin elinde değil mi? Demokrasi gelmedi mi?

 

rabıtat ul stiftung

ANAP'a kapatma davası yolda

YargItay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu bir yandan 20 Mayıs'ta emekli olmaya hazırlanırken diğer yandan da ANAP hakkında kapatma davası açmayı planlıyor.

YargItay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu bir yandan 20 Mayıs'ta emekli olmaya hazırlanırken diğer yandan da ANAP hakkında kapatma davası açmayı planlıyor. Kanadoğlu, ANAP'ı, Alman Vakıfları'ndan yasalara aykırı olarak yardım almakla suçluyor. Ankara DGM Savcılığı tarafından yapılan Alman Vakıfları soruşturmasında müfettişler, ANAP için bastırılan bazı malzemelerin Konrad Adenauer adlı Alman Vakfı tarafından finanse edildiğini ortaya çıkarmıştı. 795 milyon liralık matbaa faturasını delil olarak gösteren müfettişler, ANAP'ı "yasadışı yollardan maddi yardım almakla" suçlamış, bunun üzerine de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Anayasa'nın 69 ve Siyasi Partiler Yasası'nın 79. maddeleri kapsamında ANAP hakkında soruşturma başlatılmıştı.

"Ve ANAP kapatılmadı! Ama, eski işler karıştırılmaya başlandı! Örümcek işleri gibi..." 06.06.2003 TANYERİ

 

marifet

Özelleştirme İdaresi'nde Daire Başkanı Aysu Cengiz'in Tekel'in özelleştirilmesini İngiliz firması BAT'a yönlendirdiği, daha sonra da kendisinin BAT'a geçtiği öne sürüldü

Türk Enerji Maden Sanayicilik Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Avrasya Şubesi Başkanı Mehmet Emin Güler, Tekel’in özelleştirilmesinin perde arkasında kamuoyundan gizlenen bazı gelişmelerin olduğunu iddia etti. ŞAİBELİ GEZİLER Tekel’in blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi konusu, asıl tartışmanın çıkış noktasını oluşturuyor. Tekel’in sigara ve alkollü içkiler bölümünü ayrı ayrı da olsa blok olarak tek başına alacak olan kuruluş bu alanda özel tekel oluşturacak. Güler’in iddiasına göre, Özelleştirme İdaresi’nde Daire Başkanı Aysu Cengiz, Tekel’in özelleştirilmesi çalışmaları sırasında devreye girerek, İngiliz BAT şirketi lehine lobicilik yaptı. Hatta, dönemin Tekel yöneticileri olan Sezai Ensari ve üst düzey yöneticilerini İngiltere’ye “inceleme” gezisine götürdü. Bu dönemde yaşanan akıl almaz olayları Güler şöyle özetliyor:” Milli gelirin yüzde 6’sını teşkil eden Tekel’in 2-2.5 milyar dolara satışı planlanmaktadır. Bu satışa şaibe karışmıştır. Bu olayda Aysu Cengiz’in Tekel’in özelleştirilmesi için danışman firma olarak Solomon Smith’i seçiminde ağırlığı olmuş, daha sonra da BAT’a geçen Cengiz’in Tekel yetkililerini alarak İngiltere’ye götürmesi BAT konusunda olumlu düşüncelerinin oluşmasında etkili olduğu anlaşılmaktadır. Şu aşamada yapılması gereken 4733 sayılı yasanın değiştirilerek kobilerin bu sektöre girmesi sağlanmalı ve bu yasa çıkarken yasaya karşı olan bugünkü iktidar milletvekillerini göreve çağırıyoruz. Gerek 19’a yakın emlak- arsa satışı, özelleştirme konuları yakın takibimizde olup bunlarla ilgili kurum çalışanları adına müdahiliz, olumsuz gelişmeleri kamuoyuyla paylaşacağız.”

Yeniçağ, 6 Mayıs 2003