Yüzyıllık yanıltma…
Uydurulan bilgi, yıllar geçtikçe gerçeğin yerini alır. İnsanoğlu sunulan bilgiyi aklın süzgecinden geçirmeden kabullenmeye yatkındır. Özellikle gençlerin aklını çelen, ortak kültüre aykırı bilgi yığını, onların bir bölümünü meczuplaştırabilir.
Sivil Örümceğin Ağında kitabının yazarı Mustafa Yıldırım, az da olsa bir uyanış sağlama umuduyla, iyi niyetli yurttaşlara ve gençlere sunulan yanıltıcı yayınları ve 'Bilimsel Toplantı' adı altına gizlenen uluslararası propagandayı sorgularken, Said-i Nursi'nin yaşam öyküsünü uydurma ve yalan bulutunun içinden çekip çıkarıyor.
Bunalımlarla boğuşan bir kişinin, söylentiye dayalı kerametlerle ve Kur'an ayetlerinin çarpıtılmasıyla yüceltilişini, din-ticaret-siyaset sarmalında iki yüzlülükle kullanılışını özetliyor. Said-i Nursi'nin davranışlarını tıpatıp taklit ederek yücelmeye çalışanları da sergiliyor.

 

 

azarbeycan_proje.jpg (34508 bytes)

AZERBAYCAN'DA PROJE DEMOKRATİYA
Adım Adım Teslimiyet

YAZAR : MUSTAFA YILDIRIM
YAYINCI: UDY Ulus Dağı Yayınları

Sivil Örümceğin Ağında
Nefte Bulaşmış Demokrasi Operasyonu…

Örümcek, ağını örer ve sabırla bekler. Avına iğnesini batırır; enzimini akıtıp onun içini eritir ve vantuzuyla emer.
Geriye ağa takılı olarak canlı gibi görünen içi boş böceklerin kabukları kalır.
CIA istasyoncuları da tıpkı bir örümcek gibi topluma sızdılar. Devşirdikleri elemanlarla Bodrum'a geldiler;
Türk devletlerini işgale hazırlamak üzere, yeni sivil yardımcılar buldular. Türkiye'de örülen ağdan beslenen bu yardımcılar,
örümcek ağını Azerbaycan'a ve Asya'ya bağlamakta gecikmediler.
"Demokrasi kuracağız!" diyen İngiliz ve Amerikalı sivil-resmi örümcekler, devşirme Türklerin rehberliğinde Bakû'ye girdiler.
Sterlin ve dolarla beslenen ağ genişledi. Gazeteler, dernekler, sendikalar, partiler kuruldu.
Quantum'un temsilcisi George Soros da çok gecikmedi…
Sivil Örümceğin Ağına düşen ülkelerin kaynakları, piyasa örümceklerinin vantuzlarıyla emilirken, içlerine zehir akıtılmış ve yalnızca demokrasi kabukları kalmış olan 'Anglo-Sakson' demokratları, öz yurtlarının bağımsızlığını yıkan birer aygıta dönüştüler.

 

 

                                                                           

Mustafa Yıldırım      

58 GÜN

Mustafa Kemal ile Filistin’den               

Anayurdun Dağlarına

Belge Roman

Yenilenmiş Basım

 

YAYINCI: UDY Ulus Dağı Yayınları

SAYFA SAYISI: 551

KARTON KAPAK (RENKLİ)

ISBN 975–6047–03–8

“Hanedanın, İstanbul’dan Limni adasına, oradan Çanakkale kıyılarına uzanan teslimiyetine karşı, ıssız ovalarda,

İskenderun limanında ve Toroslar’da yakılan isyan ateşi. Gerçeklerin içinden süzülüp gelmiş, 58 günde binlerce yıllık bir serüven; acısız sevdalar ve sonsuz barış için karanlığı yakmaya çağıran sarsıcı, sürükleyici, lirik ve konusunda bir ilk.” (Arka kapaktan)

58 Gün “Türklerin kara kutusudur!” Yusuf Yavuz

 

“Ne zaman çok iyi bir araştırma okusam hep düşünürüm, ''Keşke Uğur Mumcu da bunu okusaydı'' diye. İşte Sivil Örümcek kitabı da bunların en önde gelenlerindendi.

(..) Mustafa Yıldırım da, Uğur Mumcu gibi üstün yetenekli bir araştırmacı olduğu kadar, çok da iyi bir yazar. ''Ulus Dağı'na Düşen Ateş'' mutlaka okunması gereken belgesel roman. Çok çekici bir roman üslubuyla anlatılan gerçek öykü.(..)

Şimdi anladın mı Sevgili, neden ''Keşke Uğur bunu okusaydı'' dediğimi? Sen mutlaka oku. Ben Mustafa Yıldırım'ın henüz okumadığım ''58 Gün''ünü bitireceğim.” Ali Sirmen, Cumhuriyet, 8.1.2006

 

“Yazar, Mustafa Kemal’in bir silah arkadaşı gibi onunla birlikte Filistin’den başlayıp Anayurdumuza doğru sürüp gelen 58 günlük bir ölüm kalım savaşına katılmış.

Roman taşlı bir yolda ilerleyen küçük bir kızın, düşman askerlerince durdurulup üstünde bomba aranması ve bir subayın İskenderun’da yabancı askerleri durdurmasıyla başlıyor.

Ortadoğu’da yapılan savaşları, hem bir savaş tarihçisi gibi, hem de usta bir yazar gibi anlatmak hiç de kolay değildir. Yazar, büyük bir ustalıkla bu zorlukları yenmiş, hatta savaşların seyrini belirleyen yorumlarda bulunmuştur.

Anlatılan kişiler, yerler, dağlar, ırmaklar, ovalar gerçek… Halep, Şam, Filistin, Beyrut, Musul, İskenderun, Kilis, Adana, Şeria Vadisi, hem tarihleri hem de coğrafyalarıyla birlikte anlatılmış.  Halkların siyasal ve ekonomik durumları ile uygarlıkları üzerinde durulmuştur. Bu topraklar, çeşitli yönlerden gelen halkların çatışmalarıyla yoğrulmuş, uygarlıklarıyla tarih sahnesine çıkmışlardır. Hem Araplara, Filistlere, hem de Türklere, Ermenilere, Yahudilere, Hıristiyanlara rastlatır. Çıkarlar çatışması bu halkları birbirine düşürmüş ve tarih boyunca buralarda huzur sağlanamamıştır.

Romana eklenen savaş haritaları, kroki ve resimler savaşın seyrini izlemek bakımından yararlı olmuştur. Olaylar ve kişiler, coşkulu bir dille anlatılmış. Ruh çözümlemelerine çok önem verilmiş.  Roman duygulu anlatımı; tarihi yorumları; Atatürk’ün kişiliği, savaşa ve barışa ilişkin düşünceleri bakımından çok başarılı. Tarihimizin bir dönemini usta bir yazarımızın romanından okumak yararlı olacaktır." Murat Özmen, Atatürk’le Yaşamak, Karınca Y., 2005

uddayeni.jpg (34137 bytes)

Mustafa Yıldırım / Ulus Dağı’na Düşen Ateş

roman

Samim Kocagöz 2002 Edebiyat Ödülü

Gerçek olaylara dayanan ve uzun dönem araştırma sonucu yaratılan belgesel roman, yeni araştırma bulgularıyla, fotoğraflarla, belgeler ve haritalarla zenginleştirildi.

“Mustafa Yıldırım bu romanı oturup sırça köşkünde yazmamış. Bir elinde viskisi barlarda tartışarak kurmamış! İlgili mekanlarda üç yıl gezinmiş. Böyle bir romanın ortaya çıkması için öncelikle ulusal kurtuluşçu bir yüreğe gereksinim var. Kalpaksız Kuvayı Milliyecilerden M. Yıldırım bu yüreğiyle sabır dolu titiz araştırmasını kaynaştırarak zoru başarmış”

Mehmet Saydur, Cumhuriyet Kitap, 8.8.2002

“Ulus Dağına Düşen Ateş'in ilk dikkati çeken yanı, romana katılmış yoğun emek… Kurtuluş Savaşı yıllarının yöre kasabalarını, o günün toplumsal, ekonomik yapısı doğrultusunda yeniden kurup biçimlendirmede, bunları aktarmada büyük ustalık gösteriyor. (..) Karşıma çıkan ilk milletvekiline soracağım ‘Okudunuz mu Mustafa Yıldırım'ın Ulus Dağına Düşen Ateş'ini?’ Adım gibi biliyorum, ‘Okumadık,’ diyecekler.”

M.Sadık Aslankara, Cumhuriyet Kitap, 20.11.2003

“Sivil Örümceğin Ağında” her gün yeni ilmikler örülürken, görüldü ki; gizli işgal, önünde sonunda, askeri işgale dönüşecektir. Askeri işgaller sanal olamaz ve saldırılara, fantezilerle kurgulanmış savaş kitaplarıyla karşı konulamaz.

Yüreklerinde özgürlük ve bağımsızlık ateşi sönmeyenler, yeni saldırıya karşı direneceklerdir… Bu direniş, geçmişin savaş yöntemlerini örnek alacak ve o günlerin bağımsızlık ruhunu günümüze taşıyacaktır.

Mustafa Yıldırım, yeni direnişin tarihsel kaynağını ararken, Mustafa Kemal’in gerillaları ile karşılaştı.

Onlarınki, işgal altındaki Balıkesir, Manisa, Kütahya üçgeninin ortasında yükselen Ulus Dağı çevresinde sürdürülen örnek alınacak, gerçek bir savaştı.

Köylüler, kaymakamlar, avukatlar, demirciler, çerçiler, öğretmenler, çocuklar, genç kızlar, yaşlılar; işgal bölgesinin kalbindeki dağlarda, ovalarda, köylerde, kentlerde, ihanete aldırmadan direndiler.

On dokuz yaşındaydı Gördesli Makbule; Ulus, Alaçam, Seydan dağlarında; karlarda ve fırtınalarda, içinde büyüyen isyan ateşiyle savaştı… Onun karasevdası olmasaydı; özgürlük de o kadar değerli olamazdı!

Kara günler yeniden gelip çattı…

Korkuya yer yok!..

Yılgınlık hiç gerekmez!..

Nihayetinde, Ulus Dağı’na çıkılacak!

Ve yine bir ateş yakılacak!..” (Arka kapaktan)


Mustafa Yıldırım, Ulus Dağına Düşen Ateş, Samim Kocagöz 2002 Edebiyat Ödülü
Ulus Dağı yurdun bağrında adı "Ulus" olan gerçek bir dağdır. İşgal Ulus Dağı ve çevresini de içine almıştır. İhanet edenler etmiş, işgalciye katılmış, hatlar belli olmuştur. Ulus Dağı ve çevresinde Mustafa Kemal'in görevlendirdiği İbrahim Ethem, eski askerlerden, halktan oluşan bir gerilla kurar. İşgalciyi yıpratan bu gerçek savaşçılar, halka güven verir, cephelerdeki ulusal orduya soluk aldırır. Yakıcı sevdası ile savaşımı birleştiren genç kızın savaşı da gerçektir . Ele alındığı okuyanı alıp savaşçıların içine sürükleyen, elden düşmeden bitirildiğindeyse, okuyanı insanlık adına, yurtseverlik adına, barış adına kendisiyle hesaplaşmayan zorlayan belgesel, gerçekçi bir roman. Şöyle ya da böyle globelleşenlerce, azınlık milliyetçiliğine kapılanlarca, içten içe ihanet edenlerin yanında duranlarca, görmezden gelinen, yok sayılan ama her yaştan yurttaşlarca sahiplenilen, dağıtılmadığı yerlerde elden ele dolaştırılarak okunan bir kitap. Bağımsızlığın gün be gün yitirildiği b u günlerde kurtuluş yolunu gösteren roman.
"Mustafa Yıldırım bu romanı oturup sırça köşkünde yazmamış. Bir elinde piposu, bir elinde viskisi barlarda tartışarak kurmamış. (..) Ortaya toplumcu gerçekçi bir roman çıkarmış. Hem de Kurtuluş Savaşımızın üzerine gidilmemiş, düşman gerilerindeki direnişin romanı... Böyle bir romanın ortaya çıkması için öncelikle ulusal kurtuluşçu bir yüreğe gereksinim var. Kalpaksız Kuvayı Milliyecilerden M. Yıldırım bu yüreğiyle sabır dolu titiz araştırmasını kaynaştırarak zoru başarmış. Dikkatimizi o günlere yeniden çekerken güzel bir örnek oluşturmuş." Mehmet Saydur, Cumhuriyet Kitap Dergisi, 8 Ağustos 2002.

YAYINCI : UDY Ulus Dağı Y.

SAYFA SAYISI : 333

FOTOLU- HARİTALI

ISBN 975-6047-00-3


soa-y2.jpg (27344 bytes)

 

Mustafa Yıldırım  ,  Sivil Örümceğin Ağında  ,

project democracy: şifre çözücü
SİVİL ÖRÜMCEĞİN AĞINDA
UDY Ulus Dağı yayınları


"Mustafa Yıldırım 'ın dillere destan ''Sivil Örümceğin Ağında'' adlı kitabının 60 sayfası Soros'un marifetlerine ayrılmış; oku oku bitmiyor, telefon rehberine benziyor, içindeki isimleri saya saya tüketemiyorsun... George Soros Türkiye'de bazı meşhur STK'leri (sivil toplum kuruluşları) besliyor, üstelik bu işin gizlisi saklısı da yok..."
İlhan Selçuk, Cumhuriyet, 21.6.2005.

" Tokat gibi bir kitap!(..) Yalnız Türkiye'nin değil; Rusya, Çekoslovakya, Yugoslavya dahil, ABD'nin demokratlaştırdığı' -daha doğrusu 'parçaladığı'- ülkelerin yaşadığı 'serencam' gözler önüne seriliyor: kuralları, uygulama biçimi, ödenen paralar, kullanılan kurum ve kuruluşlar vs. vs…"
Attila İlhan, Cumhuriyet, 30.7.2004

"Mustafa Yıldırım tarafından uzun bir araştırma, belge toplama döneminden sonra kaleme alınan kitabın, yalnızca 121, 122 ve 569'uncu sayfalarına şöyle bir bakmak bile ''Sevr sendromu'' söylemini yaratanların amaçları doğrultusunda ne denli yol aldığını görmemizi sağlamaya yeter."
Meriç Velidedeoğlu, Cumhuriyet, 25.3.2005

"Bilgi düzeyi ve feraset itibariyle yetersiz olanlar, işin kolayına kaçar, 'Bu adam bu kadar bilgiyi nereden alıyor?' der. Bilmezler ki, o aydınlar, herkes uyurken sabahlara kadar çalışmıştır."
Arslan Bulut, Yeni Çağ, 10.5.2004

"Kitaptan ve belgelerden çıkan sonuç: Kendini demokrat sanan 'siviller' örümceğin ağına düşmeye görsün!"
Deniz Som, Cumhuriyet, 11.5.2004

"Roman deseniz roman değil, ama romanmış gibi baş döndürücü bir ritimle ağır ağır sizi çağdaş yaşamın derinliklerine sürüklüyor. Adında korku var, gerilim var, serüven var, mistisizm var…"
Öner Yağcı, Toplumsal Barış, Ağustos 2004

"Bu alçakça teşkilat ve faaliyetler hakkındaki son ve geniş araştırma, Mustafa Yıldırım'ın Sivil Örümceğin Ağında isimli kitabı, mutlaka okunmalı."
Kemal Yavuz, Akşam, 8.8.2004

"Mustafa Yıldırım ülkemizdeki sivil toplum örgütleri skandalını, bunların perde arkasını belgelerle açıklıyor:" Emin Çölaşan, Hürriyet, 31.10.2004

"ABD ve Soros'un parasal destek sağladığı sivil toplum kuruluşlarının maskelerini iş işten geçmeden düşürmek, bence en önemli görev… Bu işi bu güne kadar en iyi şekilde 'Sivil Örümceğin Ağında' kitabı yaptı. Söz konusu kitabın beşinci baskısını yaptığını öğrenince çocuk gibi sevindim."
Vural Savaş, Aydınlık, 8.5.2005

"Bu eseri okumadan, STK'ler, küreselleşme, küresel demokrasi konularında ileri süreceğimiz görüşlerin eksik olacağını bilmek zorundayız."
Ali Sirmen, Cumhuriyet, 31.3.2005

"..Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin dış bağlantıları konusunda hayli bilgi var… Kimi sivil toplum örgütleri Soros'tan veya benzer fonlardan gelen paralarla Türkiye'nin kimyasını değiştiren işler yapıyorlar."
Melih Aşık, Milliyet, 11.6.2005

" ABD-AB'nin 'model İslam ülkesi' muamelesi yaptığı Türkiye'ye yönelik zihinsel(!) yatırımlarını didikleyen bir çalışma… Baştan uyarayım: 'Ayku' nuza güvenmiyorsanız elinize almayın.. Altında ezilme ihtimaliniz var. "
Selahattin Duman, Vatankitap, 11.8.2004

"Bu kitabın her sayfası, bize indirilmiş şamar gibidir!"
M. Emin Değer

Mustafa Yıldırım , O ESKİ ŞARKI   , Filika Yayınları , şiir dizisi

ağlama kumru kuşu
kırdıysa yavrun yağ şişesini
kırkına varmış çocuklar
seni ansın diyedir
sen ak çınarlarda
ben toprak damlarda yaşıyoruz
ve hüznümüze şaşıyoruz

Gazetelerin neredeyse tümü, ABD ve Avrupa'nın yeline, paraya para demeyen, gazetecilikle ilgisiz kişilerin iş izleme ve parasal çıkarları koruma silahı durumuna getirilmiş gazeteler. Temel ilkelerini, temel siyasal yaklaşımlarını bir anda kıyıya atıveren gazeteler. Gazetenin bir köşesinde ise bu değişim fırtınasına karşı direnen "Vaziyet" köşesi; gazete içinde gazete! Halkla, halkın gerçek aydınlarıyla iletişim içinde, halkın yürek atışlarını duyuran, bazan güldüren bazan hem güldüren hem de kara kara düşündüren "Vaziyet." Ve o Vaziyet'in yılmaz yazarı, yayın yönetmeni Deniz Som'un kitabı...

YOK DEVENİN BAŞI
Kısa Öyküler
Günizi Yayıncılık, Mart 2003, İstanbul, 152 sayfa
ISBN 975-8731-10-6


"İki gündür elimden düşürmediğim bir kitap var. Deniz Som'un "Yok Devenin Başı"... Önsözde yazar, anlattığı olayların hemen her ülkede yaşandığını, yaşanacağını söylüyor: "...öyküler memleketin birinde geçmekle birlikte okura yabancı gelmeyecektir. Okur bazı öykülerin kahramanının kendisi olduğunu sanabilir... İnsan insana, memleket memlekete benzer."
Deniz Som'u Cumhuriyet okurları yakından tanır. Her gün yazısını özenle okutmayı başaran sayılı yazarlarımızdandır. Hep ilginç, hep yararlı gözlemler... Yaşanan, yaşanacak öyküler... Gündelik yaşamdan sahneler... "Ben de bu yazılan olayı yaşadım" diye düşünmeden geçilmeyen öykücükler...
"Yok devenin başı" demez miyiz, inanılması güç olayları duyduğumuzda... Yok devenin başı! Ama doğrusu ya, Deniz Som'un kitabındaki öykülere karşı böyle bir söz söylemek zor! Çünkü hepimizin hemen her gün yaşadığı durumlar...
Ama Deniz Som bunları en özlü, en etkileyici, ince bir mizah havasıyla sunmuş..." Oktay Akbal, Cumhuriyet,

MARKO PAŞA GERÇEĞİ : Bugün gelinen noktanın asıl kökleri 1946'lara dayanıyor. Sevgili Atatürk'ün sağlığındaki devrimler coşkusunun durdurulması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı kültüründen kopmaya başlayış bu yıllarda oldu. Karşıdevrim, tohumlarını bu yıllarda attı. Hükümetiyle, muhalefetiyle ABD emperyalizmine kucak açıldığı bu yıllarda bir avuç aydının ve onların önde gelenlerinden olan Markopaşacıların canları pahasına mizah silahıyla yaptıkları uyarılar tüm sonuçlarıyla bugün daha da önem taşıyor. Yeniden bağımlı duruma sokulduğumuz günümüz sorunlarına köklerine inmeden çözüm bulmak olası değil. Sorunları saptama açısından "yanlış ne, nereden ve nasıl başlatıldı?" sorularına en güzel yanıtı Markopaşalar vermişlerdir. Mehmet Saydur altı yıl süren araştırmasında asıl kaynaklara indi, Markopaşaları buldu, bir araya getirdi. Sonra da satır satır inceledi. Kendisi az, Markopaşaları çok konuşturarak özgün içeriğiyle yazınımıza kazandırdı.
Yıl 1946.. Atatürk'ün zar zor kapı dışarı ettiği emperyalizm çeşitli oyunlarla ülkeye yeniden girmeye çalışmaktadır. Çok az kişi olayın farkındadır. CHP ülkeyi demir yumrukla yönetirken muhalefete izin vermemektedir. DP kurulmuştur ama henüz çok güçsüzdür. Güçlendiğinde ise daha beterini yapacaktır..
Marko Paşa işte bu ortamda mizahi bir çıkış yapar ve haddinden fazla ciddiye alınır.
11 kez kapatılır, değişik adlarla yeniden yayınlanır: Merhum Paşa, Ali Baba, Hür Marko Paşa, Yedi Sekiz Paşa, Medet gibi.. Son sayısı 1950 yılının mayısında yayınlanır.


 

 

 

 

Yılmaz Polat

WASINGTON’DA AKROBASİ               

YAYINCI : UDY Ulus Dağı Y.

 

UDY Ulus Dağı Yayınları’ndan

Sivil Örümceğin Ağında ve

Ulus Dağına Düşen Ateş’ten sonra

“Karanlığı yakacak” bir kitap daha!

ana sayfa