14-15 yaşlarındaydılar.
Onlar boş bir tarlada top oynuyorlardı.
Topları İsrail işgalcilerinin tel örgülerine doğru kaçtı.
Heyecanlı karşılaşma yarım kalamazdı.
Toplarını almak istediler.
Yaylım ateş açıldı.
İkisi orada öldü.
Geri kalanlar yaralandı.
İşgalci komutan açıkladı:
"Filistinli çocuklar güvenlik alanına girdi."
İkili anlaşmalarla güvenlik alanı ilan edilebilecek yerleri biliyor musunuz?
Yoksa siz de fırtınalı metalin örttüğü işgali göremiyor musunuz?
Gazetecinin ölümü ve suskunluk
James Miller 34 yaşındaydı ve Refah kentindeki
sığınmacı Filistinlilerin yerleşim kampında
belgesel çekiyordu. Gazeteci olduğunu bildiren
gömleği vardı. Tehlikede olduğunu anlayınca
beyaz bayrağını sallayarak İsrail işgal kuvvetleri
aracına doğru yürüdü.
İsrailli subay yakınına geldi ve silahını ateşledi.
Yıl 2003 günlerden 3 Mayıs... James Miller öldü!
Yıl 2005, günlerden 14 Nisan... "General H" kod adıyla yargılanan
subay suçsuz bulundu...
Mahkemenin gerekçesi: Yanlışlıkla ateşlenen silah...
Uygar batı dünyasının uygar öncü gücü elbette suçsuz bulunacaktır!..
O uygar dünyanın İngilteresi bile hesap sormayacaktır...
Neden?..
Musul
27 Şubat 2005:
Bir araçtan ateş açıldı ve 4 kişi öldürüldü, 2 kişi yaralandı.
Al Alil'de bomba patladı ve 8 kişi öldü.
Bağdat - Hille
28 Şubat 2005, Saat 9.30
Bomba yüklü araç barikatlara daldı ve
100 kişi öldü, 130 kişi yaralandı.
Irak direniyor
Al Anbar'da işgalci Amerikan askerlerinden yedisi öldürüldü. ABD uçakları
Felluce'yi bombaladı. Felluce'yi ele geçirdiklerini ileri süren işgalcilerin
bombalamayı sürdürmelerinin nedeni anlaşılamadı. ABD işgalcilerinin yalan
propagandaya başvurdukları ileri sürülüyor. 13 - 12 - 2004
.
.
23
Nisan'ı kutlamıyorum!
Mustafa Yıldırım
Ulusal Bağımsızlık savaşımının karar
merkezi TBMM idi.
İşte o bina Amerikan tütün-sigara karteli Phlip Morris ve Sabancı vakfı
ortaklığında yenilendi.
Binanın içinde 1920-1923 döneminin hatıraları olan tahtalar söküldü, yerine ithal
malı laminat döşendi.
Vekiller odasındaki eski koltuklar gıcır gıcır deriyle kaplandı.
İlk meclisin mebuslarının siyah beyaz fotoğrafları yeşil çuhasından alındı.
Resimler ithal malı laminat plakaya işlendi.
O günlerin görüntüsünden post-modern çağa atlanıldı.
Ermeni katliamını gösteren fotoğraflar kaldırıldı.
Gazi'nin odasının kapısına, meclis salonuna, vekiller odasına İngilizce plakalar
konuldu.
Hatıralar yokolup gitti!..
Konu Cumhurbaşkanlığı'na yazıldı.
Cumhurbaşkanı Kültür Bakanlığı'na havale etti.
Kültür Bakanlığı'ndan bir Genel Mdr. Yardımcısı, "Anılan vakıflarla 500.000
dolarlık" anlaşma gereği meclis kapısına "Philip Morris- Sabancı
katkılarıyla..." plakasının konulduğunu yazıyla bildirdi.
Ulusal Bağımsızlığının meclisini onartmak için 500.000 dolar bulamayan bir
ülkenin devleti, insanları hangi yüzle egemenliği kutlayacak?
Utanç!..
Utanç!..
.
Türkiye bağımsız ve egemen bir ülkedir!
Türkiye Cumhurbaşkanı'nın bir başka devletle neyi nasıl görüşeceğine ayrılmaz
müttefiki ABD karar verirse bir sakınca yoktur... Dost dediğin böyle olur!
Soru:
"ABD, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye'yi gezisinde, Suriye Devlet
Başkanı Beşşar Esad ile görüşmesinin bölgeye barış ve istikrar getirmeye yardım
edeceğinden umutlu mudur?"
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher'den yanıt:
"Görüşmeye bu kadar önem verilip verilmeyeceğini bilmiyorum. Suriye'nin
bölgedeki rolüne ve komşularıyla ilişkilerine bakması gerektiğini düşünüyoruz.
Irak'taki isyancıları destekleyen insanlara kendi topraklarında izin vermesi konusunda
veya Ortadoğu barış sürecini sabote etmeye çalışanlara desteğe izin vermesi
konusunda ne yaptığına bakması gerek. Suriye'nin davranışını değiştirmesi
lazım. Suriye'nin bunu anlayıp mesajı almasının zamanı..."
<< Yıllarca topa tuttukları zırhlılara bakan askerler,
emir verilmişçesine suya doğru yürüyüp dizildiler. Kimse konuşmuyor; yalnızca
Gerenova’dan denize esen yelin çamlar arasından geçerken çıkardığı ıslık sesi
duyuluyordu. Bazı askerlerin ince gözyaşları kavruk yüzlerden çatlamış dudaklara
süzülüyor... Kimisi ellerini ağızlarına kapamış, boğuk sesler çıkarıyor...
Genç subaylar da disipline boşverip askerlerin aralarına karışmışlardı. Arkadaki
tümseğin altına çömelmiş köylüler, elleri şakaklarında, geçen gemilere öylece
bakıyorlardı.
Bu sessizlik başka bir sessizliğe benzemiyor; yelin ıslığına kıyıyı hafifçe
yalayan suyun şapırtısından ve Akbaş burnu üstünde dönenen çaylaklarla iskele
yakınlarında yiyecek arayan martıların bağırtılarından başkaca bir ses
eklenmiyordu.
Birer kaleye benzeyen, yüksek bacalı zırhlılardan yükselen kara duman birden
dağılıp denize inmeye başlıyor, daha sonra Çanakkale'ye doğru dağılıp gidiyordu.
Güvertelere dizilmiş askerler kıyıdakilere bakıyor, bazıları şapkalarını
çıkarmış sallayıp duruyorlardı.
Ağır sessizliği arkalardan, köylülerin olduğu yerden gelen ağlamaklı bir kadın
çığlığı kesip attı:
"Hani, Çanakkale geçilmezdi ?!" >> 58 Gün, s.556
Tarihten yaprak
“Osmanlı umutsuz bir çaba içersinde her zaman ait olmak
istediği şu Avrupa’ya kabul edilmek için, Tanzimat’la başlayan reformlaşmaya
başlarken, etrafını çeviren ve ona öğüt vermiş gibi davranan devletler, Osmanlı
hükümetinin sözde ‘barbarlık’ eylemlerine başvurmak suretiyle olmadığı
sürece, bastırmakta güçsüz kalacağı ayaklanmalar, her an, İmparatorluğun çevre
eyaletlerinde patlak verdiğine göre, çabalarının umutsuz olduğuna inandırmak
suretiyle Osmanlı yöneticilerinin moralini bozmakta büyük çaba göstermektedir.
Böylece tamamen bilinçli bir şekilde, yenileşmek ve kendini kabul ettirmek isteyen bu
devletin yöneticileri umutsuzluk ve yabancı korunmaya yönelik bir terk edilme
davranışı içerisinde tutulmaktadır.” Georges de Malville, Hukukçu, Paris.
.
KÜRDİSTAN BÖLGE DEVLETİ ANAYASASI
Giriş
Anavatanları Kürdistan'da binlerce yıl yaşamış eski bir halk olan Kürtler, tıpkı
dünyanın diğer ulusları ve halkları gibi, self-determinasyon hakkını kullanabilecek
niteliklere sahip bir ulustur. Self-determinasyon hakkı, Birinci Dünya Savaşı sonunda
çıkarılan ve ilkeleri uluslararası hukukun temeli haline gelen Woodrow Wilson'ın On
Dört Maddelik prensiplerinde kabul edilen bir haktır.
1920 yılında imzalanan Sevr Anlaşması'nın 62-64 nolu maddeleri Kürtlere
self-determinasyon hakkını tanımasına rağmen, uluslararası çıkarlar ve siyasal
dengeler Kürtlerin bu hakkı elde edip uygulamaya geçirmelerini engellemiştir. Sevr
Anlaşması'na konulan maddelerin tersine, Güney Kürdistan 1925 yılında, kendi
halkının iradesi dikkate alınmadan, dört yıl önce, yani 1921 yılında kurulmuş
olan Irak devletine müsadere edilmiştir. Sevr Anlaşması, Kürtlerin kendi
topraklarındaki yönetim için Kürt kökenli memurların atanmasını ve eğitim, hukuk
ve sağlanan tüm hizmetlerin dilinin Kürtçe olmasını şart koşmuştur. O tarihten bu
yana Kürdistan'ın bu kısmı Irak Kürdistan'ı olarak bilinegelmiştir. 25 Aralık 1992
tarihinde, İngiliz ve Irak hükümetleri Kürtlerin kendi yönetimlerini kurma hakkını
tanıyan bir açıklama yayınlamışlar ve Kürt temsilcilerinden, hükümet biçimini,
coğrafi sınırları ve Irak ile siyasal, ekonomik ilişkilerin biçimini belirlemeleri
istenmiştir."
.
MARKO PAŞA-
Dergimizin gülmece eki,mutlaka görünüz
Ayşe
Kocatürk'ün kaleminden:
AKP Hükümeti AB Teslimiyet Yolunda Milli Tarih Kitaplarini Yeniden mi Yazdiriyor?
Kibris Türk Tarih Kitaplari AB Yolunda Nasil Değiştirildi?
Nasil Türk Halki Milli Şuurdan Yoksun Bir Millet Haline Sokulmak İsteniyor? >>>