Bu  türküyü duymak isterseniz tıklayınız

Altın Hızma Mülayim

Kerkük

Abdurrahman Kızılay-Nida Tüfekçi 

Altın Hızma Mülayim 
Seni Hak'tan Dileyim 
Yaz Günü Temmuzda 
Sen Terle Ben Sileyim 
 Gün Gördüm, Günler Gördüm 
 Seni Gördüm Şad'oldum 

Altın Hızma İncidir 
Gömleği Nar İncidir 
Benim Lal Olmuş Dilim 
Ne Dedim Yar İncinir 
 Gün Gördüm, Günler Gördüm 
 Seni Gördüm Şad'oldum 

Altın Hızma Tumağa 
Yanaşıp Al Yanağa 
Güzel Gel Görüşelim 
Men Gidirem Irağa 
Gün Gördüm, Günler Gördüm  
Seni Gördüm Şad'oldum

 

Kaynak: www.turkuler.com


turkmen.jpg (125526 bytes)

IRAK TÜRKMENLERİ TARİHİ

Türkmenlerin Irak topraklarına ilk ayak basmaları hicri 54 yılında Emevi hükümdarlarından Ubeydullah bin Ziyad'ın Basra'ya 2000 Türk getirmesiyle gerçekleşmiştir. 1055 yılında büyük Selçuklu Hakanı Tuğrul Bey'in Irak'a girmesi ve 15.12.1055 Cuma günü Bağdat'ta hutbenin onun adına okunması, ülkede 1918 sonuna kadar devam edecek 9 asra varan Türk hakimiyetinin başlangıcıolmuştur. Tuğrul Bey'le birlikte çok sayıda Türk, Irak topraklarına akmıştır.
Irak Türklerine "Türkmen " denilmesi de Selçuklular çağında başlamıştır. Tarihçiler Türkmen deyiminin kesinlikle Türk'ten ayrı bir soy belirtmediği, sadece Oğuzların Müslüman olan kısmına "Türkmen" denildiği hususunda birleşmektedirler. Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra Erbil'de Zeynettin Küçükoğulları (1144 - 1233), Musul'da Atabeyler ve Kerkük'te Kıpçaoğulları adını taşıyan Türk Beylikleri kurulmuştur. Erbil, 1190'dan 1233'e kadar geçen 43 yıl içinde hüküm süren Muzaffereddin GÖKBÖRÜ zamanında altın çağını yaşamıştır. Böylece bölgeye 1514'e kadar çeşitli Türk hanedanları hükmetmiştir.
Yavuz Sultan Selim, 16.9.1514 Tebriz seferinden sonra 1515'te Kuzey Irak'ı fethederek Osmanlı İmparatorluğu'na katmıştır. Yaklaşık 19 yıl sonra 28 Kasım 1534'te Kanuni Sultan Süleyman bizzat Bağdat şehrine giderek Safevi hakimiyetine son vermiştir. Böylece bütün Irak bir eyalet haline getirilmiştir. İşte bu dönem Türkmenlerin Irak'a fiili yerleşme dönemi olarak kabul edilmektedir.
1732'de Nadir Şah bir müddet Kerkük'ü musahara etmiş, 1734'te tekrar geri dönmüş ve Kerkük Safevilerin eline düşmüştür. Kerkük, 1746 anlaşmasıyla Osmanlı devletine iade edilmiş ve bölge 1914'te patlak veren I. Dünya savaşına kadar da Osmanlı idaresinde kalmıştır. Ancak 11 Mart 1917'de Bağdat'ın İngilizler tarafından isyana sevk edilmiş ve Irak'ın orta ve güney kesimi İngiltere'ye, Suriye ve Musul bölgesi ise Fransa'ya bırakılmıştır. Sadece 4 gün süren 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nden 3 gün sonra, 2 Kasım 1918'de İngiliz Generali, 6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa'dan bölgenin teslimini istemiş, bundan 6 gün sonra da 8 Kasım 1918'de Musul'a İngiliz bayrağı çekilmiştir. Daha sonra 10 Ekim 1922'de İngiliz-Irak Anlaşmasıyla Irak, İngiltere himayesi altına alınmıştır. 20 kasım 1922'de ise Lozan Barış Konferansı toplanmış ve 24.07.1923'te imzalanmıştır.
3 Yıl sonra 5 Haziran 1926'da Ankara'da, İngiltere, Irak Türkiye arasında " Sınır ve İyi Komşuluk İlişkileri Antlaşması " imzalanmıştır. Ancak maalesef her iki antlaşmada da Irak Türkleri hakkında hiç bir hukuki teminat getirilmemiştir. 14.12.1927'de İngiltere, Kral Faysal'ın idaresinde Irak Krallığına İstiklal tanımış, 14 Temmuz 1958'e kadar süren Kraliyet dönemi, General Abdulkerim KASIM'ın bir darbe ile Kral II. Faysal'I devirmesi ve Cumhuriyet ilan edilmesi ile son bulmuştur.
8.2.1963'te Abdulselam Arif ile kardeşi Abdurrrahman M. Arif'in beş yıl süren iktidarları sonrası 17 Temmuz 1968 tarihinde, halen iktidarda olan Sosyalist Arap Baas Partisi bir darbe ile General Ahmet Hasan El-Bakır başkanlığında iktidara gelmiştir. Baas rejimi ilk iki sene içinde içte mutlak bir hakimiyet sağlamaya çalışırken; 1979 yılına kadar iktidarı perde arkasında yürüten Saddam Hüseyin kendi zümresinin temellerini tam olarak oturtana kadar bir numara olarak görünmekten kaçınmıştır. Ancak 16.7.1979 tarihinde başkan yardımcısı iken, Al-Bakır'ın yerine geçerek dizginleri ele geçirmiş ve başkanlığının üzerinden henüz bir yıl geçmeden Irak'ı İran'la anlamsız bir savaşa sokarak, Türklere olan kin ve nefretinden dolayı Türkmen askerlerini cephenin ön saflarına sürmüştür. 8 Ağustos 1998 tarihinde yapılan ateşkesin üzerinden iki yıl geçmeden 2 Ağustos 1990'da bu sefer Kuveyt'i işgal ederek Körfez Krizi'nin patlak vermesine neden olmuştur. 16 - 17 Ocak 1991'de Birleşmiş Milletler'den yetki alan ABD ve müttefikleri Irak'a savaş açarak Kuveyt'i Irak'tan geri almışlardır.

Nüfus Yapılanması
Türkmenlerin nüfusu, çeşitli sebeplerden dolayı Irak yönetimi tarafından gizli tutulmaktadır. Başka bir deyişle Irak Türkmenlerinin nüfusu, devletin asimilasyon politikası doğrultusunda, diğer etnik gruplar gibi gerçek ve tarafsız bir sayımla ortaya konmamıştır. Bugüne kadar Irak'ta beş nüfus sayımı yapılmıştır.
Kerkük'ün nüfusu 1947 sayımında 286.005 (nüfusun %5.9'u), 1957 sayımında 388.939 (nüfusun %6'sı), 1965 sayımında 473.626 (nüfusun 5.8'I), 1977 (1975 - 19977 arası Kerkük'ün alanı 19.543 km'den 9.426 km'ye düşürülmüştür) sayımında 495.425 (nüfusunun % 4.15'I)dir. 17 Ekim 1987'de yapılan sayımda ise Iraklı yetkililerce, sadece genel nüfusun 16 milyon olduğu açıklanmıştır.
Bugüne kadar Irak'ta yayınlanan bütün istatistiki bilgiler Irak yetkililerinin tutumu gereğince gerçek dışı rakamlardan meydana gelmiş olup, Irak'ta yaşayan Türkler % 2'lik bir oranla gösterilmiştir. Dolayısıyla yabancı araştırmacılar yayınladıkları eserlerinden ve özellikle ansiklopedilerinde hep bu yanıltıcı kaynaklara dayanmışlardır. İşin en ilginç yanı Türkmen nüfusu üzerindeki hesapların ustaca yapılmamış olmasıdır. Çünkü gizlenen şey göz önünde bulunup, yaşayan canlı bir varlıktır. Bu nedenle Irak Planlama Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu bilgiler ışığında yönetimin iddialarını basit bir matematiksel hesapla çürütmek mümkündür.
1981 yılı istatistik tahminlerine göre 1.227.25 nüfuslu Musul, 402.067 nüfuslu Selahattin, 567.957 nüfuslu Kerkük, 637.778 nüfuslu Diala ve 632.252 nüfuslu Erbil gibi Türkmenlerin bulunduğu vilayetlerin nüfus toplamı 3.467.269'dur. Aynı tahminlere göre Irak'ın toplam nüfusu 13.669.689'dur. Irak'ta yayınlana kaynaklarca Türk nüfusun %2'lik bir nispet ettiği iddia edildiğine göre, bölgede buluna 3.467.269 nüfusun sadece 273.393'ü Türktür ki, bu da bölgeye göre %7.88'lik bir oran demektir. Yani Irak'ın Türklerle meskun vilayetlerinde her 100 kişiden ancak 8'i Türktür anlamına gelir. Ancak bölge gezildiği zaman bu rakamın gerçeklerden ne kadar uzak olduğu hemen göze çarpmaktadır. Hatta bazı vilayetlerde bunun tersini iddia etmek daha doğru ve daha mantıklı olur. Ayrıca 1960'a kadar Kerkük nüfusunun %95'inin Türk olduğu bilinmektedir. Ancak daha sonra güdülen Araplaştırma politikası nedeniyle on binlerce Arap ailesi Kerkük'e yerleştirilmiştir. Bunun yanı sıra Kürtlerle meskun civar illerdeki köylerin yıktırılması, Kürtlerin de Kerkük'e göç etmelerine neden olmuştur. Dolayısıyla 1980'li yıllarda Kerkük'teki ezici Türk yoğunluğu zedelenmiş ve %95'lik oran %75'e düşürülmüştür.
1947 yılından 1987 yılına kadar geçen 40 yıllık süre içinde sayımlarda Kerkük nüfusunun Irak'ın toplam nüfusuna olan oranların bir ortalamasını hesaplarsak (%5.19) olduğunu görürüz. Bu da 1987 yılı sayımlarındaki toplam nüfus ile karşılaştırılırsa Kerkük'ün nüfusunun 830.400 olması gerektiği ortaya çıkar. %75'lik orana göre de tahmini Türk nüfusu hesaplanacak olursa 622.800 rakamı elde edilir. Irak'ın 1981 yılı istatistiklerinde elde edilen (%4.15)'lik orana göre hesaplanırsa 664.000; %75'lik orana göre ise 498.000 rakamı elde edilir ki, böylece Irak'ın %2'lik iddiası, bırakın bütün bölgeyi, sadece Kerkük vilayeti örneği ile dahi çürütülmüş olur.
Bu iddiamızı ayrıca istatistiki bir hesapla da desteklemek mümkündür. 1957 Krallık Dönemi'nde yapılan sayımda Irak'ta 500.000 Türkmen yaşadığı belirtilmiş ve 1959'da yayınlanan sayım verileri, sayılarını 567.000 olduğunu göstermiştir. Irak'taki yıllık nüfus artış hızı yapılan hesaplamalara göre %3.296'dır. 1959 yılını baz alarak bu verilere göre 1994 yılında Irak'ta yaşayan Türkmen sayısı ise : n P1 = P0 ( 1+t) 35 P1 = 567.000 (1+0.03296) P1 = 1.764.029 Olarak bulunur, bu da Irak'ın iddialarını başka bir yöntemle çürütmektedir. Dolayısıyla, Irak'ta gelmiş-geçmiş iktidarlar ve halen iktidarda bulunan rejim her ne kadar Türk nüfusunu gizlemiş ve az göstermiş olsa bile, Kerkük, Erbil, Musul vilayetleri, Selahattin ile Diyala'nın ilçe ve köyleri ile Bağdat'ta yaşayan 300.000 civarındaki Türkmen nüfusunun en düşük bir rakamla iki milyonun üzerinde olduğunu ispatlamaktadır.
Yerleşim Durumu
Irak'ta bin yılı aşkın bir zamandan beri varlık gösteren Türkmenler, ülkenin kuzey orta bölgesinde yaşamaktadırlar. Türkmenler, günümüzde Musul, Erbil, Kerkük, Diyala ve Selahattin illerinin sınırları ile başkent Bağdat'ın birkaç mahallesinde de bir şerit boyunca yayılmış bulunmaktadırlar.
İngiliz ihtilali sırasında Erbil'in siyasi valisi olan W.R.Hay, bölge hakkında yazdığı bir kitapta şöyle demektedir: " Belli bir şerit üzerinde bazı şehirler vardır. Bu şehirlerde yerleşik vatandaşlar Türkçe konuşurlar. Bu şerit, çoğunluğu Kürt olan bölgeyle, çoğunluğu Arap olan bölgeyi birbirinden ayırır. Kerkük, Türklerin yoğun olduğu merkezdir. I. Dünya Savaşı'ndan önce nüfusu 30.000 idi. Şehrin etrafında da Türkçe konuşan bir çok köy vardır.
Yazar kitabın başka bir yerinde ise; "Ahalisi Türkçe konuşan ve önemli zikredilmesi gereken iki ayrı yerleşim yeri de Erbil ve Altunköprü'dür. Sonuncusu ise Küçük Zap nehri üzerinde bir adadır. Nehrin kıyıları arasında bağlantı iki köprü ile kurulmuştur" diye yazmaktadır.
Irak'ta Otonom bölgeye bağlı Kültür ve Gençlik Genel Müdürlüğü yayınlarından " Erbil Kalesi'nin Yenilenmesi" adlı kitabın yazarı Al-Haydari şöyle diyor: " (….) Son dönemde (Osmanlı Dönemi) Kale, Erbil eşrafını merkezi bir semti idi". Ayrıca Kale'yi anlatırken: "Erbil Kalesi halen şehrin ortasında olup, üç yerleşim mahallesinden oluşur. Bunlar doğuda Saray, güney batıda Tophane ve Kuzey batıda Tekke mahallesidir (...)" demekte ve Erbil'n Türklüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.
Hüseyin Fadıl'ın, " Musul Meselesi" adlı kitabında ise yazar, Kerkük, Erbil vs. Türk yerleşim bölgeleriyle ilgili; "(….) Komisyon bu şehirlerde yerleşenlerin asıl menşelerinin Türk olduğunu belirmemiş. Burada en popüler kişiler Türklerdir. Ailelileriyle de Türkçe konuşurlar. Komisyon ayrıca Erbil'de 5 muhtarın Türk, 1 muhtarın yarı Türk yarı Kürt ve 1 muhtarın da Yahudi olduğunu tespit etmiştir. Bunun yanı sıra Kerkük'te hükümetin kontrolünde basılan tek gazetenin Türkçe olduğunu ve resmi yazışmalarında Arapça ve Türkçe yapıldığını tespit etmiştir. Komisyon İngiliz siyasi subayının da Türkçe konuştuğunu, Arapça veya Kürtçe bilmediğini de görmüştür. Altunköprü'nün fiilen Türk olduğunu, Tuzhurmatu'nun birkaç Yahudi aile dışında Türk veya Türkmen olduğunu, Karatepe'nin de %75 Türk veya Türkmen %22 Kürt ve %3 Arap olduğunu, onlara mücavir bazı köylerin Kürtlerle meskun olduğunu yine bu komisyon tespit etmiştir " demektedir.
Irak'ta 1957yılından günümüze kadar gelen iktidarlar tarafından Türklerin yerleşim bölgesinin idari taksimatı değiştirilerek bölgenin demografik yapısının bozulmasına çalışılmıştır. 1957'de Türkmenlerin yerleştiği vilayetler Musul, Erbil, ve Diyala idi. O tarihlerdeki idari taksimat ise ;
Musul Vilayeti :
1.    Merkez ilçesi ve buna bağlı 3 nahiye ve 209 köy.
2.    Al-Şora 397
3.    Amadiye 299
4.    Dohok 226
5.    Sincar 174
6.    Zaho 256
7.    Akra 244
8.    Şeyhan 150
9.    Telafer 198
(Musul vilayetine 9 ilçe, 26 nahiye ve 2153 köy bağlı idi.)
Erbil Vilayeti :
1.    Merkez ilçesi ve buna bağlı 1 nahiye ve 223 köy
2.    Kifri 3 243
3.    Revanduz 3 252
4.    Zeybar 3 124
5.    Köysancak 2 142
6.    Şaklava 3 176
( Erbil vilayetine 6 ilçe, 15 nahiye ve 1151 köy bağlı idi. )
Kerkük Vilayeti :
1.    Merkez ilçesi ve buna bağlı 5 nahiye ve 520 köy
2.    Kifri 3 318
3.    Çemçemal 3 202
4.    Tuzhurmatu 3 234
(Kerkük vilayetine 4 ilçe, 14 nahiye ve 1274 köy bağlı idi )
Diyala Vilayeti :
1.    Bakıba ilçesi ve buna bağlı 2 nahiye ve 134 köy
2.    Halis 3 171
3.    Hanekin 4 213
4.    Mendeli 2 84
5.    Karahan 2 116
(Diyala vilayetine 5 ilçe, 13 nahiye ve 718 köy bağlı idi. )
Ayrıca o zaman Salman Beğ nahiyesi Bağdat Merkez ilçesine bağlı olup, bu nahiyeye 33 köy bağlı idi.