| Doktorcum hangi mezheptensin??!!!! (tanyeri) Cumhuriyet
gazetesinde bugün geniş biçimde verilen "Mezhep ayrımı" başlıklı habere
TTB Merkez Konseyi ve İstanbul Tabip Odası'nca yapılan ortak |
Bunlar da 21.yy Türkiye'sinin ennn (!) yüksek meclisinde sağlıkla ilgili konuşulanlar...(üsluba dikkat!)
| Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Tutanağı 22. Dönem 4. Yasama Yılı 69. Birleşim 01/Mart /2006 Çarşamba İkinci söz isteği, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Mehmet Neşşar. Buyurun Sayın Neşşar. CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1069 sıra sayılı TTB Yasasıyla ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini dile getirmek için söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Otuz yıl bilfiil şerefle, namusla doktorluk yapmış, 10 000 tane insan ameliyat etmiş, bir tanesinden kötü söz duymamış, gecenin bir yarısı, gerektiğinde, kendi kolundaki kanı hastasının koluna dayayıp ameliyatını yapmış bir cerrah olarak, bir Türk doktoru, bir Türk cerrahı olarak, Türk doktoruna, her kim olursa olsun, dil uzatmaya, hakaret etmeye, onları aşağılamaya ya da onlara, onların yerine birilerini bulmaya kalkan herkesi burada lanetliyorum (CHP sıralarından alkışlar) ve sadece lanetlemiyorum - Sağlık Bakanı oradan seyrediyor, buraya gelmeye cesareti olmadı- (AK Parti sıralarından "arkada oturuyor" sesleri) aynı zamanda nefretle kınıyorum. Hoş geldiniz Sayın Bakan, hoş geldiniz. Demin göremedim, kusura bakmayın. SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Görün, şimdi gördün. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Evet, aynen, bu sefer yüzüne söylüyorum: Kınıyorum Sayın Bakan! (AK Parti sıralarından gürültüler) Bir dakika. Eğer, Türk doktorunu aşağıladığını kabul ediyorsa, o zaman bunu alması lazım. AHMET IŞIK (Konya) - Ayıp be, ayıp! ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - İftira etme, iftira! MEHMET KILIÇ (Konya) - Kimse aşağılayamaz Türk doktorunu! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bunu, sadece. (AK Parti sıralarından gürültüler) Sayın milletvekili. Sayın milletvekili, aynı zamanda. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyin. Sayın Neşşar, bir dakikanızı rica edebilir miyim. Bakın, Grubunuz adına önemli bir yasa üzerinde görüş bildiriyorsunuz. Lütfen, gerginliğe meydan vermeyelim, nezaheti ve nezaketi aşmayalım; rica ediyorum. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Aynı zamanda, o. MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) - Bakın, karşınızdaki de meslektaşınız; ayıp oluyor! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Geliyor cevabı. MEHMET KILIÇ (Konya) - Size yakışmıyor! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bakın, dün, Tayyip Beyin Ulaştırma Müdürü bizim Nurettin Hocaya bir şeyler söylerken, iki üç tane cümle söyledi: "Bir, bildiğim konuda konuşuyorum" dedi; aynı onun sözleriyle cevap veriyorum: Çok iyi bildiğim bir konu da konuşuyorum, okumadan konuşuyorum, söylediklerimin hepsini belgeleyecek yetkiyle konuşuyorum ve aynı zamanda, o Türkî cumhuriyetlerden getirdiğiniz doktorlara sınav yapmış, denklik sınavı yapmış bir eski Dekan sıfatıyla konuşuyorum. Eğer, Sayın Bakan ve Sayın Başbakan oradan getirecekleri doktorları Türk doktorlarıyla eşit görüyorlarsa, bu, onların bileceği iştir, onların düzeyini gösterir; ama, o doktorların, kalbin 3 boşluğu olduğunu söyledikleri, kalbin dakikada 125 000 defa attığını iddia ettikleri sınav kâğıtları Pamukkale Üniversitesi Dekanlığının arşivlerinde vardır; buyurun gidin, bakın. Ben, bu bilgiyle karşınızdayım değerli arkadaşım. (AK Parti sıralarından gürültüler) ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Şırnak'ta doktor yok; niye bunu söylemiyorsun! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bir dakika. Bir dakika. Ben, Türk doktorunu aşağılayanlara bu cevabı verdim. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Siz niye gitmiyorsunuz oraya?! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bir dakika. Bir dakika. Şimdi dinleyin, ondan sonra şey yaparsınız. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Tabiî, burada doktorlar var; orada yok ama! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Şimdi, sağlıklı bir toplum, değerli milletvekilleri, sağlıklı bir toplum, yetişmiş, eğitimli, sağlıklı insan gücüyle tanımlanır; bunun da temelinde kaliteli eğitim, kaliteli insan sağlığı vardır. Bu insan sağlığının garantilerinden bir tanesi de doktordur. Ben, burada, Türk tabiplerinin, en önemli sivil toplum örgütünün yasasının görüşüldüğü bir ortamda karşınızdayım ve bu çok önemli sivil toplum örgütünün, aynı zamanda, birçok üyesinin de düşüncelerine tercüman oluyorum. Şimdi, yasanın, nihayet çıkması, Türk Tabipler Birliği Yasasının nihayet çıkması sevindirici; ama, bu, Sayın Bakanın sınıfı geçtiğini göstermez. Niye göstermez; çünkü, bu yasa iptal edildikten beri üzerinden dört sene geçmiştir. İptal kararında, altı ay sonra yenisinin çıkması söylenmiştir; ama, maalesef -hadi, bir iki ayını iktidarın sarhoşluğuna verelim- üç senedir bu yasa bekletilmiş, çıkarılmamıştır. Bu, bir Anayasal suçtur. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - İktidar sarhoş değil. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bu, hukuku hiçe saymaktır. Tıpkı, Mecburî Hizmet Yasası sonrası bekletilen doktorlar gibi, hukuka aykırıdır; 1 000 tane doktor tayin edilmiyor. Tıpkı, yasanın 4 üncü maddesinde bir sivil toplum örgütünün yetkisine kısıtlama getirildiği gibi, hukuka aykırıdır ve komisyon raporunda belirtildiği gibi, odalarla görüşülerek değil, odalar kandırılarak, odaların yetkisi elinden alınmak istenerek, yani, sivil topluma tecavüz ederek çıkarılmak istenen bir yasadır. Şimdi, izninizle, neden bu yasanın üç yıl bekletildiğini, burada, tartışmak istiyorum ya da bunun altındaki yatan sebepleri aramak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, acaba, Sayın Bakanın bütün siyasetini, bütün sağlık siyasetini, Türk tabipleri karşıtlığına ya da Türk tabibi ile Türk halkını karşı karşıya getirip, çatıştırmak temayülüne mi dayanmaktadır? Yoksa, kendisi, bir zaman aday olduğu Türk Tabipler Birliği üst kurullarındaki seçimleri kazanamadığı için midir? Yoksa, bu geçen üç yıllık süre içerisinde, seçimleri kazanabilecek ortamı ve bunu sağlayabilecek kadrolaşmayı sağlamak için beklemesi midir? Yoksa, nihayet, genel sağlık sigortasının altyapısını oluşturacak bir maddeyi, 4 üncü maddeyi, kanunun içine enjekte edecek uygun ortamı aradığı için midir? Şimdi, bunları, tek tek irdeleyelim. Şimdi, bunu, herhalde, arkadaşlar inkar etmeyecekler: Doktorların iğne yapmasını bilmemesinden Türk doktorlarının paragöz olmasına kadar, Türk doktorlarının oraya buraya gitmediğinden başka yerlere kadar, gerek Başbakanın gerekse de Sağlık Bakanının. Sağlık Bakanının, Türk Tabipler Birliğini vatan hainliğiyle suçlamasına kadar varan bir boyutta, Sayın Bakan ve Sayın Başbakanın, Türk tabipleri ile Türk insanını karşı karşıya getirmeye çalışan temel bir politikaları var. Türk doktorunu aşağılayarak, Türk insanı karşısında onların güvenilirliğini sarsarak, Sayın Bakan, siyasî rant sağlamak peşindedir; çünkü, Türk doktoru öteden beri devrimci olmuştur. HASAN ANĞI (Konya) - Ne alakası var. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - .çünkü, Türk doktoru, bu yapılanların. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Nereden çıkarıyorsun. Bırak bunları bırak. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Devrimci olan gider, doğuda, güneydoğuda hizmet yapar. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Mesleğinize gelin, mesleğinize. Bırak devrimciliği falan da. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Devrim lafla olmaz, devrim hizmetle olur. BAŞKAN - Sayın Neşşar, size gereken ricada bulundum. Değerli arkadaşlar, siz de, müdahale etmeyin. Konuya döner misiniz. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Konudayım Sayın Başkanım; Türk Tabipler Birliği Yasasını konuşuyoruz. Bu yasanın neden üç yıl geciktirildiğiyle ilgili görüşlerimi dile getiriyorum. BAŞKAN - Polemiğe sebep vermeden konuşun Sayın Hatip. HASAN ANĞI (Konya) - Mecliste tek doktor siz değilsiniz. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - O kadar laf etme, git güneydoğuda doktorluk yap! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Çünkü, Türk doktorları, Sağlık Bakanının ortaya koymuş olduğu çözümlerin çözüm olmadığını biliyor. Bunları haykırmaktan, dile getirmekten, eylem yapmaktan. Nasıl başarısız olduğunun rakamlarını da vereceğim, hiç merak etmeyin. Onların, hatasını dile getirdiğini bildiği için Türk doktorlarına karşı, Türk doktorunun kafasının içi aydınlık olduğu için Türk doktoruna karşı ve Bakanın dümen suyuna girmediği için Türk doktoruna karşı ve bu nedenle, 1 000 doktorun şu anda diploması verilmemektedir. O verilmeyen diplomaları günün birinde vereceğini bilen Sayın Bakan, doğudan 280 tane yandaşını kaydırmıştır. Sayın Bakan, ayrıca, aldığı -Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği yasayla- yine doğudan, Harran'dan, Van'dan. Niye, atadığı şefleri Hacettepe'den, Çapa'dan, Ege'den atamadı da, Harran'dan Van'dan atadı, 175 tane doktor oradan ve sonunda, biraz önce gelen faks, sadece İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünde 152, 11 şehrin il sağlık müdürlüklerinde 617 hekim. Buna, 40'ar 40'ar atanan başhekim yardımcıları dahil değil; yani, bu Bakan, doğuya hekim gönderemediğini söyleyen bu Bakan, toplam 2 000 hekimi doğudan batıya tayin etmiştir, yandaşı olduğu için. MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Kaç yıldır orada olduklarını bir sorsana! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Ha, şimdi, bir dakika. Bir dakika. Her şeyin cevabı var, hiç merak etmeyin. HASAN ANĞI (Konya) - Batıdakileri de doğuya gönderiyor. ABDULLAH VELİ SEYDA (Şırnak) - Yaşayan insandan sor, afakî konuşuyorsun! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, ithal doktor iddiasına da bir başka açılım getirmem lazım. Biliyorsunuz, Avrupa Birliği ülkelerinde -ya da bilmiyorsanız öğrenin- hekimlik yapabilmeniz için, Avrupa Birliği ülkelerinden birinden mezun olmuş olmanız gerekir. Sayın Müsteşar geçen gün yaptığı bir açıklamada, Avrupa Birliği normları gereği bu yasanın çıkarıldığını dile getirdi. Onlar size dolaşma izni vermeyecekler, siz, onlara gidip, Avrupa Birliği doktorlarının, Avrupa Birliğinin dayatmasıyla doktorların Türkiye'de çalışabileceği yasayı mazeret diye benim önüme getireceksiniz. Buna da bir cevap versin arkadaşlarımız. Yani, size Avrupa dolaşma izni vermezken, siz Avrupa Birliği dayatıyor diye yabancı doktorla ilgili kararı, kanun değişikliğini yapmaya çalışıyorsunuz. Üstelik, bunu yaparken de kendi doktorunuza zorunlu hizmeti dayatıyorsunuz. Şimdi, arkadaşlar, demin de söyledim, 50-100 dolara Türki cumhuriyetlerden gelecek doktorların Türk doktoruyla yapılabilecek mukayesesine. Bildiğiniz gibi, bizim ülkemizde denklik YÖK aracılığıyla yapılmaktadır. Geçen gün bunu basında da söyledim, eğer öyle değilse gelsin Sayın Bakan düzeltsin, biz de sevinelim; eğer yurtdışından Türkiye'ye ithal edilecek doktorlar, Türk doktoruna verdiğiniz parada doğuda çalışmak için diplomaları tescil edilmeden önce, Yüksek Öğretim Kurulu tarafından diploma denklikleri tescil edilecekse, başımızın üstünde; ama, bunlar, tıpkı Şeflik Yasasında yapıldığı gibi, sadece ve yalnız yasal değişiklik yapılarak, Sayın Bakanın yetkisine bırakılarak tescil edilip, o diplomanın eşdeğerliğinin sağlanması verilecekse, vay Türk insanının haline. 1960'larda, yine, böyle ülkelerden doktor ithal eden İngiltere'nin hastalarının başına gelenleri sanıyorum basından takip etmişsinizdir. Dediğim gibi, iç açıcı bir tablo değildir. Artı, dün Genel Başkanımız da söyledi; bir dokto-run. İçinde tıp hocalarımız var, tek doktor sen değilsin dedi arkadaşlar, bunun da tersini söylesinler. Ha, belki, Sayın Bakanın branşında bu geçerli olmadığı için öyledir. Bir doktorun hastayla iletişimini kuran en önemli unsur doktorun dilidir, konuşmasıdır, hastayı ikna yeteneğidir. Siz, Türkçe'si olmayan doktorları Doğu Anadolu'ya göndereceksiniz, yanlarına birer de tercüman koyacaksınız, değil mi?! Siz de buna benim inanmamı bekliyorsunuz. Geçmiş olsun!.. HASAN ANĞI (Konya) - Olayları çarpıtmayın. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bir dakika. Doğuya göndereceksiniz, yanına bir de tercüman koyacaksınız; gelip burada söyleyin, Türkçe bilmeyen doktorları. Eğer, çok iyi derecede, 90 puan alacak Türkçe'yi bildiğini kanıtlarsanız ve de YÖK'ten eşdeğerliğini alabiliyorsanız, buyurun, getirin ve de Türk doktoruna layık gördüğünüz parayla, Doğu Anadolu'ya gönderiyorsanız, ona da buyurun gelin. Ona itirazımız yok. Ben, yapılacağı, bugün kayıtlara söylüyorum; Sayın Bakan onları buraya yapmak için geldiği zaman, zabıtlardan okuyayım diye söylüyorum bunları. MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Bilmeden, hemen itiraz ediyorsun; nasıl olacak?! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Evet. Nerede kaldı o maaşlar?! Hani, şu kadar döner veriliyordu; altı aydır dönerler ödenmiyor. Dönerleri, IMF'nin size verdiği direktif sonucu, şeyi keselim diye, hastane ödeneklerini kestiniz; bugün yarın da -belki bu gece gelir- bunların bir kısmını geriye alan bir pansuman yasasını gündeme getiriyorsunuz. Hastaneler, 2006'daki bütçeden ayrılan paralardan döner sermaye ödüyorlar, ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Hastanelerin çok önemli bir bölümü borçlu. 60 küsur tane hastaneye haciz gelmiş durumda. Bildiğiniz gibi, ilaç firmaları, ilaç, ecza depoları, malzemeci şirketler batmak üzere ve sonunda, hastane ödenekleri kesilen bir sağlık sistemi. Yine, rakamlarla, sizin döneminizde sağlığa ayrılan kaynağın kamuya giden kısmı yüzde 15'i karşılayacak duruma düşürülmüş, daha önce yüzde 30 kamuyla sağlanırken sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri. Sağlık Bakanlığının payı 1996'da yüzde 30 iken sağlık hizmetlerinde, şu anda yüzde 15'e indirilmiş. Dünyada, kişiye ayrılan, kişi başına ayrılan koruyucu sağlık hizmetlerine 4,8 dolar kişi başıyla en düşük para -Uganda düzeyi para- ayıran ülke Türkiye. Ayrıca, ayırdığı, Uganda düzeyinde ayırdığı paranın da. Bakın, bunu da yazın, kayıtlı bilgi isterseniz ilgili İnternet sitelerinden bulabilirsiniz. Tedavi giderlerine rekor harcama sağlanıyor; ama, tedavi giderlerine ayrılan para yetmiyor, üzerine e ödenek veriliyor. Buna mukabil, koruyucu hizmetlere ayrılan ödeneğin sadece yüzde 77'si kullanılıyor. Böyle bir Sağlık Bakanlığından söz ediyoruz. OECD ülkeleri içerisinde Uganda düzeyinde olan bir ülkeden bahsediyoruz. Ayrıca, yine, hemen, komşu Balkanlardan örnek vereyim. Sağlığa ayrılan parası Slovakya'nın yüzde 30 daha altında olan bir Türkiye'den bahsediyoruz. Yine bir örnek vereyim: Belki, Kosova'yı birçoğunuz görmüşsünüzdür. Kosova'da bebek ölüm oranı binde 11, bizde Bakanın rakamlarıyla binde 24, benim bildiğim binde 34. Şimdi, bu durumda, sağlığa da para ayırmadığınız zaman, Bütçe Kanununda yaptığınız gibi, sözleşme gereği ayrılan kaynak bittikten sonra hastanelere ödenek de vermediğiniz bir ortamda ne olacak; hastanelerin parası bitecek, hastane enfeksiyonları, MRSA. MRSA örneğini bilerek verdim. Thatcher'dan sonra - eğer yabancı basını izleyeniniz varsa- İngiltere bütün sene, geçen sene MRSA'le uğraştı. Bu sene Türkiye'ye de geldi. Yani, bu, bir hastane enfeksiyonu, doktor kökenli olmayanlar için. Türkiye'de yeni doğan ölümleri yazın hepimizi meşgul etti biliyorsunuz. İlaca dirençli tüberküloz patlama yaptı. Sayın Bakan, hâlâ, bir irade gösterip "denetimli tüberküloz tedavisi uygulanacaktır" diyemedi. Tüberküloz aşısı hâlâ doğru dürüst yapılamıyor. Tifo, kolera ülkede kol geziyor ve kızamık aşısını yetersiz yaptığınız, bozuk yaptığınız için çıkan SSP hastalığı. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Memleket ölmüş, bizim haberimiz yok!.. Ayıp yahu!.. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bir dakika. Bak kardeşim, sayın milletvekili arkadaşım, senin bu bakanındır. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Bırak şimdi bunu, ayıp!.. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Hindistan'dan ithal ettiği kızamık aşılarını. TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sayın Bakan, orada duruyor. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Geçmişi bir yana bırakalım. Gelsin, Sayın Bakan düzeltsin. Bak, doktor arkadaşım, milletvekili arkadaşım, son derece makul bir yaklaşım getiriyorum. Eğer bu Sağlık Bakanı, gelip de buraya "ben Hindistan'dan aşı ithal ettim, ondan sonra bunlar bozuk çıktı, geri göndermedim" diyorsa, buyursun, gelsin, söylesin. Bu çocuklar. Bunun aksini bütün Türkiye biliyor, bütün dünya biliyor. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Türkiye sağlıkta çağ atlıyor; sizin haberiniz yok. Hiçbir şeyden haberiniz yok. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Evet. Evet. Vatandaştan haberiniz yok. TUNCAY ERCENK (Antalya) - Kuş gribinden kaç kişi öldü? MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Ne alakası var?! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, biraz konuya dönelim. Dedik ki, Türk Tabipler Birliği Yasası niye bu kadar gecikti. BAŞKAN - Sayın Neşşar, bakın, konuşma üslubunuzla Genel Kurulu geriyorsunuz. Lütfen, işi, parti politikanızı anlatın; rica ediyorum. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkanım, ben sakin bir üslupla söyleyeceklerimi söyleyeyim; isterseniz, siz de arkadaşlara söyleyin, onlar da sakin bir üslupla dinlesinler. BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, siz de hatibe müdahale etmeyin; konuşmasını bitirsin. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Evet, Türk Tabipler Birliği Yasasının niye geciktiğinden konuşuyorduk. Bir ikinci neden, Türk Tabipler Birliğini, tıpkı Fiskobirlikteki, Futbol Federasyonundaki yapılan yaklaşımlarla ele geçirmek, yönetimini ele geçirmek. Bunun kadrolaşmayla olabileceğini zannediyordu Sayın Bakan; ama, tam tersi bir etki oldu; çünkü, bize de geliyorlar Türk Tabipler Birliği, Tabip Odaları Başkanları ve eskiden birbiriyle kavga eden, birbiriyle fikir ayrılıkları içerisinde olan, hatta AKP'ye oy vermiş birçok hekimin bugün Türk tabipleri arasında bir araya geldiklerini ve bu mücadelede omuz omuza yer aldıklarını, ben, kendi ağızlarından biliyorum. Yani, bu nedenle, Türk tabiplerinin bu girişime gerekli cevabı vereceğini ve Türk Tabipler Birliği yönetiminin bu yasa çıktıktan sonra değişimi sırasında Sayın Bakanın beklediği gibi bir değişiklik olmayacağını hepinizin takdirlerine şimdiden sunuyorum. Türk hekimi, kendisine bu yakıştırmaları reva görenlere gereken cevabı Türk Tabipler Birliği seçimi sandıklarında verecektir. Şimdi, 4 üncü madde, 4 üncü madde önemli. O konuda. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) - Genel seçimlerde verdi! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bir dakika. GSS'nin altyapısını yapmaktan bahsediyor, niye bu yasanın bu kadar geciktirildiğini anlatıyorum. MEHMET KILIÇ (Konya) - Seçime partiler mi katılıyor?! MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - 4 üncü maddeyle ilgili, benim değerli arkadaşım, doktor arkadaşım burada gelip bilgi verecekler; ama, söylendiği gibi, amacın, hastaların aldığı sağlık hizmetinin ucuzlatılması olmadığını demin Muzaffer Bey de söyledi, halk da biliyor. Bu konu o madde gelince daha çok tartışılacak. Şimdi, burada bir cümle vardı; onu değiştireyim Sayın Meclis Başkanımın uyarıları doğrultusunda. Kullandığım sıfatları bir kenara bırakayım da, diyeyim ki, birtakım yanlışlıkları bazı. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan. BAŞKAN - Buyurun efendim. MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla) - .yöntemlerle bu Meclis kürsüsünü benden çok daha renkli kullanarak diyelim, öyle tanımlayayım ya da işte, oralarda oturan insanlara gerçekdışı bazı yakıştırmalar yaparak bir süre saklayabilirsiniz; ama, sağlıkta saklayabilmek mümkün değildir. Sağlıkta hemen kendisini gösterir; hastanın ölümüyle gösterir, sistemin çökmesiyle gösterir. Eğer, burada, bana bu kadar laf eden arkadaşlar iki gündür gazeteleri okuyorlarsa, tam sayfa sağlığın nasıl çöktüğünün gazetelerde nasıl yansıtıldığını da hatırlayacaklardır. Burada aşırı duygusal tepkilerle ya da AK Parti genel yönetimine yakın olabilmeyi, onlara kendini kabul ettirmeyi sağlayacak bazı jestlerle yanıt veren arkadaşlarımın, ben, lütfen, son birkaç günkü gazeteleri okumasını rica ediyorum. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Neşşar. |